6-7 Eylül Pogromu: İstiklal Caddesi bir metre yükselmişti eşyalardan

6 Eylül 2021
6-7 Eylül Pogromu: İstiklal Caddesi bir metre yükselmişti eşyalardan

İstanbul’da yaşayan gayrimüslimlere yönelik saldırıların yaşandığı ve tarihe “utanç” olarak geçen 6-7 Eylül olaylarının 66’ıncı yıl dönümü bugün… bu ırkçı saldırıda Rum, Ermeni ve yahudilerin evleri, iş yerleri, ibadet yerleri tahrip edilmiş insanları dövülmüş, yaralanmış, tecavüz ve öldürme olayları yaşanmıştı.

İstanbullu gayrimüslim azınlıkların evleri, iş yerleri, okulları, kiliseleri, haçları ve değerli eşyaları yakılalı ve tahrip edileli 66 yıl oldu. 1954’te Kıbrıslı Rumlar, dönemin İngiliz sömürge yönetimine karşı bağımsızlık mücadelesi başlatmış, Yunanistan’daki hükümet ise Kıbrıs halklarının kendi kaderini tayin hakkı konusunu Birleşmiş Milletler (BM) gündemine taşımıştı. Kıbrıslı Rumların, adanın Yunanistan’a bağlanması fikri gündeme getirildiğinde ise adadaki Türk ve Rum halklarını karşı karşıya getirmişti.

Bu sürece paralel olarak 1955 yılında Türkiye’deki medya tarafından İstanbul’da yaşayan Rum halkına karşı nefret söylemi içeren haberler yazılıyor; basında İstanbullu Rumların nasıl refah içinde yaşadıkları ve mutlu oldukları, Batı Trakyalı Türk azınlıklarla karşılaştırılıyordu. Bu da iki halk arasında tansiyonun giderek yükselmesini körüklüyordu.

1954’te kurulan Kıbrıs Türktür Cemiyeti, Kıbrıs meselesinin ‘millileşmesi’ adına önemli bir hamle olmuş, bu konu üzerine kamuoyu yaratmak için İstanbul’da ve diğer büyük şehirlerde çalışmalar yürütmüştü. Cemiyet dönemin Başbakanı Adnan Menderes tarafından da destekleniyordu.

13 Maddede Yakın Tarihimizin Kırılma Noktası: 6-7 Eylül Olayları

Olaylardan 1 gün önce Başbakan Adnan Menderes, Kıbrıs Türktür Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi Hikmet Bil ile görüşürken.

SELANİK’TE ATATÜRK’ÜN EVİNE BOMBA KONULMASI

5 Eylül 1955’te Selanik’te bulunan Atatürk’ün evine bomba koyulması Türk kamuoyunda büyük yankı buldu. Prof. Dr. Ayhan Aktar, Yunan polisinin yaptığı araştırmaya göre bombayı Yunanistan’daki Türk azınlığından Oktay Engin’in koyduğunu ve 6-7 Eylül olaylarından 5 yıl sonra kurulan Yassı Ada Mahkemeleri sırasında Engin’in Türk istihbaratı adına çalıştığını kaydetti.

Dönemin gazetelerinden İstanbul Ekspres 6 Eylül’de, İstanbul sokaklarında “Yazıyor! Atatürk’ün evinin bombalandığını yazıyor” ile büyük bir yankı bulmasının ardından Cumhuriyet tarihinde ‘kara leke’ olarak anılan 6-7 Eylül saldırıları tarih sahnesinde yerini aldı.

Ülkedeki toplumsal çeşitliliği belirtmek için yaygın olarak yapılan

“İSTİKLAL CADDESİ EŞYADAN BİR METRE YÜKSELMİŞTİ”

İlias Koulouridis:

“Saat gece 1:00’e kadar devam etti Yeniköy’de. O eli sopalı adamların dükkânlara saldırdıkları anları unutamıyorum. İkinci günü işe gitmek için İstanbul’a geldim. Beyoğlu’na geldiğimde İstiklal Caddesi bir metre yükselmişti eşyalardan. O zaman felaketi fark ettik” (Melike Çapan / T24 / 06 Eylül 2018)

2. Fitil, yalan bir haberle ateşlendi

LEFTER’İN YAŞADIKLARI

Can Dündar, 14 Ocak 2012’de Milliyet gazetesinde Lefter Küçükandonyadis’in Varlık Vergisi (1942) döneminde yaşadıklarını yazmıştır.

Lefter’in “teybi kapattırarak”, “kayıt dışı” yaptığı açıklamaya göre, bu dönemde tüm akrabaları Türkiye’yi terk etmek zorunda kalır. Babasının yoksulluğu sayesinde sürgünden kurtulduğunu söyleyen Lefter, bu dönemin ardından askere gider ve Diyarbakır’da 4 yıl askerlik yapar.

Lefter, İstanbul’da Rumlar başta olmak üzere azınlıklara yönelik en büyük saldırıların yaşandığı 6-7 Eylül 1955’te de Büyükada’daki evinin “Vurun şu gavura” sözleriyle basıldığını anlatır. Elinde silah sabaha kadar kapıda bekleyen Küçükandonyadis, bu dönemde yaşadıklarını “Günlerce ağladım” sözleriyle anlatır.

Lefter Küçükandonyadis 6-7 Eylül olaylarında yaşadığı zulmü şu sözlerle anlatmıştı: "15 gün önce gol attığımda omuzlardaydım. O gün ise kayalar ve boya tenekeleri ile karşılaştım. En kötüsü harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Kızlarım küçüktü, onları öldürmeye kalktılar."

13. Lefter:

6-7 EYLÜL’DE GAYRİMÜSLİMLERE SALDIRILAR

Atatürk’ün evinin bombalandığı haberi üzerine akşam saatlerine doğru Taksim Meydanı’nda toparlanmaya başlayanlar, slogan ve afişlerle İstiklal Caddesi’ne doğru ilerleyerek Rum dükkanlarını tahrip etmeye başladı.

Olaylar İstanbul’un her yanına yayılırken, saldırılar kısa süre sonra yerini dükkanların yağmalanmasına bıraktı. Saldırıya uğrayan ve yağmalanan işyerlerinin yüzde 59’u Rumlara, yüzde 17’si Ermenilere, yüzde 12’si ise Yahudilere aitti.

Resmi kaynaklara göre, 6-7 Eylül Olayları bağlamında 4 bin 214 ev, bin işyeri, 73 kilise ve 26 okul tahrip edildi. İnsan hakları örgütü Helsinki Watch’a göre olaylarda 15 kişi hayatını kaybetti.

Gayrimüslimlerin dükkanlarının yağmalanması ve saldırı olaylarının kontrol altına alınamaması sebebiyle 6 Eylül gecesi sıkıyönetim ilan edildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, yaşananlardan medyayı ve ‘bazı komünistleri’ sorumlu gösterdi. Bayar’ın açıklamasının ardından ise aralarında Aziz Nesin, Can Boratav, Zehra Kosova gibi isimlerin bulunduğu birçok yazar ve aydın askeri hapishaneye gönderildi.

CELAL BAYAR: GALİBA DOZU KAÇIRDIK

Celal Bayar’ın, İstiklal Caddesi’ndeki hasarı görünce, etrafındakilerin duyacağı bir sesle İçişleri Bakanı Namık Gedik’e “Galiba dozu kaçırdık” dediği olaylarda 11 kişi hayatını kaybetti. Helsinki Watch örgütünün bir raporuna göre ise ölenlerin sayısı 15 olarak kayıtlara geçti. Yaralı sayısı resmi rakamlara göre 30, gayriresmi kaynaklara göre 300’dü. Sadece Balıklı Hastanesi’nde 60 kadın tecavüz nedeniyle tedavi görmüştü.

Gayrimüslimler üzerine araştırmalar yapan sosyolog ve yazar Prof. Dr. Ayhan Aktar, şahıslar düzeyinde 6-7 Eylül olaylarını ‘kim yaptı’ sorusuna cevap bulanamayacağını, aksine Atatürk’ün evine bomba koydular denilerek, yani ‘mukaddes’ olan ulusal sembolleri kimin ustaca yönlendirdiğinin bulunması gerektiğini savunuyor.

6-7 Eylül olaylarının neticesinde Türkiye’de, özellikle İstanbul’da yaşayan, binlerce Rum ve gayrimüslim ülkeyi terk etmek zorunda kaldı, mallarına el kondu.

7. Saldırı ve tahribat diğer semtlere de sıçradı

İtiraf..

Özel Harp Dairesi (ÖHD) başkanı, Genelkurmay İstihbarat başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulunda üst düzey görevlerde bulunmuş emekli Tuğgeneral Sabri Yirmibeşoğlu’nun gazeteci Fatih Güllapoğlu’na söyledikleri:

“Bak ben sana bir örnek daha vereyim. 1974’teki Kıbrıs Harekâtı. Eğer Ö.H.D. olmasaydı, o harekât, yani iki harekât da o kadar başarılı olabilir miydi? (...) Adaya, bankacı, gazeteci, memur görüntüsü altında Özel Harp Dairesi elemanları gönderildi ve bu arkadaşlarımız, adadaki sivil direnişi örgütlediler, halkı bilinçlendirdiler. Silahları 10 tonluk küçük teknelerle adaya soktular. Sonra 6-7 Eylül olaylarını ele al...

-Pardon Paşam anlamadım, 6-7 Eylül olayları mı?

-Tabii. 6-7 Eylül de, bir Özel Harp işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı. Sorarım size, bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?

-E, evet Paşam!...”

(“Türk Gladio’su İçin Bazı İpuçları,”Tempo Dergisi, S. 24, 9-15 Haziran 1991)

İSTANBUL’DAKİ SALDIRI VE YAĞMANIN BİLANÇOSU:

Hükümetin “oluru” ve bindirilmiş kıtların seferberliğiyle 6-7 Eylül’de İstanbul’da, Ankara’da ve İzmir’de Hristiyanlara saldırıldı, Museviler de azade değildi.

  1. Türk basınına göre 11 kişi ve Helsinki Watch’e göre 15 kişi öldürüldü.
  2. Tahminen 300’le 600 arasında kişi yaralandı.
  3. Evlerde kadınlara tecavüz edildi ve bunlardan 60 kadın tedavi gördü.
  4. İstanbul’un 12 ilçesinde 4 bin 214 mağaza-dükkan, 1004 ev, 73 kilise, 26 mektep, 1 havra, 8 ayazma, 2 manastır, 1 mezarlık, 21 fabrika, 2 sinema, 10 kuyumcu vesaire toplam 5 bin 622 mekan saldırıya uğradı. Mallar yağmalandı.
  5. Almanya Dışişleri Bakanlığı Arşivi’ne göre, tahrip edilen işyerlerinin dağılımı şöyledir: 2 bin 200’ü Rumların, 900’ü Ermenilerin, 400’ü Musevilerin ve 400’ü İslamlarındır.
  6. Amerikan Dışişleri Arşivine göre, tahrip edilen 4 bin 400 işyerinin yüzde 59’u (2 bin 500) Rumların, yüzde 17’si Ermenilerin, yüzde 12’si Musevilerin ve yüzde 10’u İslamlarındır. Saldırılan 885 evin yüzde 80’i Rumlara, yüzde 9’u Ermenilere, yüzde 3’ü Musevilere ve yüzde 5’i İslamlara aittir.
  7. İstanbul’un 12 ilçesinde 5 bin 104 kişi tutuklandı. Bunların önemli bir kısmı sendikalı işçidir.
  8. Almanya Başkonsolosluğu verilerine göre, bildirilen hasar 150 milyon lira olup, bunun 28 milyonu Yunanistan vatandaşı Rumlara, 68 milyonu Türkiye vatandaşı Rumlara aittir. Bildirilmeyenler dahil hasar toplamı 1 milyar liradır.
  9. İlgili komiteye 4 bin 433 kişinin bildirdiği hasar toplamı 79.5 milyon liradır. 1957 yılı sonuna kadar 3 bin 247 gerçek ve tüzel kişiye yapılan ödeme toplamı 6.5 milyon liradır. Yassıada yargılaması kararında belirtilen zarar toplamı 35 milyon liradır.
  10. 6-7 Eylül’de can ve mal güvenliğinin imhası, ‘güvercin tedirginliği’ yaşayan Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin ve diğer Türk-Sünni İslam olmayanların Türkiye’den kaçışını hızlandırdı. 1955’te yüzde 12’ye yaklaşan Hristiyan ve Musevi nüfus payı 1960’ta yüzde 10’a ve 1965’te yüzde 7’ye geriledi. Nüfustaki erimenin arkası geldi.

Sonuç olarak, 6-7 Eylül’ün arkasından 1964’teki Rumları kovalama can güvenliği kaygısını artırdığı oranda kaçışı hızlandırdı ve malın-mülkün yağmasıyla demografik ve iktisadi yapıdaki tasfiye birleştirildi. Bugün resmi 16 milyon gayriresmi 20 milyonun yaşadığı İstanbul’da tüm Hristiyan ve Musevi’yle diğerlerinin toplamı tahminen 100 bin civarındadır. Oysa 1955’te 1.5 milyonun yaşadığı İstanbul nüfusunun 142 bin 424’ü Hıristiyan ve 36 bin 914’ü Musevi’ydi. 1955’ten 2021’e İstanbul nüfusu 1.5 milyondan resmen 16 milyona çıkarken, 179 bin 338 Hristiyan ve Musevi toplamı 100 bine indi. Diğer bir deyişle 66 yılda İstanbul nüfusu 10.6 misli artarken, Hıristiyan ve Musevi nüfusu yüzde 44.2 oranında azaldı. Böylesi ‘hoşgörüyle’ Anadolu ve Trakya’dan sonra İstanbul da yüzde 99.9 İslam’a ulaştı.

6-7 Eylül Olaylarının Anısına...

Tele1, OneDio, Politez

ANALİZ

ANALİZFaşist MHP Kapatılmalıdır!

Faşist MHP Kapatılmalıdır!Bu partinin mafya liderleri ile, eski kontrgerilla artıkları ve Susurluk çetesi ile…