Kadınlar: Bu daha bitmedi, mücadeleye devam

3 Temmuz 2021
Kadınlar: Bu daha bitmedi, mücadeleye devam

Hayatlarımıza, haklarımıza sahip çıkıyoruz. Biz vazgeçmeden bitmez diyerek haykıran kadınlar tek adama karşı yüzbinler olarak 81 ilde alanlarda isyandalar. 

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 20 Mart 2021 tarihinde yayınladığı hukuksuz kararname ile “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ardından başlayan isyan 1 Temmuz’da tüm yurt genelinde kitlesel direnişlerle devam etti.

1 Temmuz’da ülkenin 81 ilinde dalga dalga yayılarak, akşam saatlerinde Taksim Tünel’de okyanusa dönüştü. Biz bugün hayatımız, haklarımız, kazanımlarımız için isyandayız! Barikat ne ki engel mi sandın?  ‘’Barikatlarınızı da, baskılarınızı da, patriyarkanızı da yıkıp geliyoruz’’ diyen kadınlar barikatları yıktı geçti.

Taksim Tünel’de toplanan kadınlar, Galatasaray'a doğru yürümek istedi kolluk kuvvetleri gruba izin vermedi ve dağılmaları için biber gazı ve plastik mermi kullandı;  bu da kadınların daha büyük tepki ile karşılık vermesine neden oldu. Kısa bir süre için dağılan kadınlar hemen toplanarak tekrar direnişe başladı. Ardından basın açıklaması okundu. Kadınlar yürüyüş güzergâhını Karaköy’e yöneltti ve Karaköy meydanda ‘’BU DAHA BİTMEDİ MÜCADELEYE DEVAM’’ diyerek dağıldılar.

Eş zamanlı yapılan eylemlerde sadece İstanbul’da değil İzmir ve Ankara’da da kadınlara müdahale edildi. Tüm müdahalelere karşın kadınlar eylemlerinden vazgeçmedi.

İstanbul Sözleşmesinin fesih ilanından sonra Danıştay 10’uncu Dairesi’nde CHP, İYİ Parti ve sivil toplum kuruluşlarının aralarında bulunduğu tüzel ve gerçek kişiler tarafından davalar açıldı. Dava dilekçelerinde, ‘kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması’ talep edildi. Danıştay 10’uncu Dairesi, davalar hakkında nihai kararını verdi. Verilen kararda, İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebi reddedildi. 

İstanbul Sözleşmesi kadınların güvencesidir. Kadınlar olarak İstanbul sözleşmesinden vazgeçmeye niyetimiz yoktur. Aksine haklarımıza ve hayatlarımıza yapılan bu müdahaleler bizi korkutmaz çünkü kaybedecek bir şeyimiz yok…

CİNS KIRIMI 

Kadınlar evlerinde sokaklarda iş yerlerinde güvende değiller. Evli olduğu erkek, boşandığı erkek, babası ya da kan bağı olan akrabası ve hatta hiç tanımadığı yanından geçen bir erkek tarafından şiddet görüyor, katlediliyor ve taciz ediliyor. Bu ülkede politikalar değişmedikçe ve sözde rafa kalkan fesh edilen İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı sürece bu vahşet ve cins kırımı önlenemez. 

Kadınlar, badem bıyıklı erkeklerin biçtiği rol modelinde yaşamak zorunda değildir. 

27 Haziran’da İstanbul Bahçelievler'de yaşayan Hülya Karabul şüpheli bir şekilde iki bina arasındaki boşluğa düşerek can verdi. Olay ile ilgili soruşturma sürüyor.  

KADINA ŞİDDET 

28 Haziran’da İstanbul Küçükçekmece ilçesi Sultanmurat mahallesinde Ehlinaz Orak boşandığı erkek Kerem İ. tarafından sokak ortasında defalarca bıçaklandı. İddiaya göre kadının ölmesi için başında bekleyen Kerem İ., çevredekilerin müdahalesinin ardından olay yerinden uzaklaştı.

28 Haziran’da Manisa’nın Soma ilçesinde yaşayan İmran Çelik boşanma aşamasındaki erkek Turgay Çelik tarafından bir kafede bardak ve meyve bıçağıyla darp edildi. Kafede bulunan erkek müşteriler yaşananları izlerken, şiddete engel olmaya çalışan iki kadın da Turgay Çelik'in saldırısına uğradı. 

29 Haziran’da İstanbul Fikirtepe’de Şebnem Tüfekçi şort giydiği için taciz ve hakarete uğradı. Şebnem Tüfekçi olayı sosyal medyadan paylaştı. Sosyal medyadan büyük tepki toplayan paylaşım bize bir kez daha kadınların özgür olmadığını kanıtladı. Bu ülke sokaklarında ahlak zabıtası olarak dolaşan sapık erkeklerle doludur. 

30 Haziran’da Bursa'da bir kadın bıçak zoruyla arabaya bindirilmek üzereyken, o sırada oradan geçen DHA muhabirleri Derya Evren ile İsmail Hakkı Seymen olayı fark ederek kadını kurtarıyor. Gazeteci Derya Evren, bıçağı saldırganın elinden alıp kadını ardına saklıyor. 

29 Haziran’da basında Elmalı davası olarak bilinen iki kardeşin taciz, şiddet ve istismar davalarının duruşması yapıldı. Çocukların çizdikleri resimlerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından toplumda infiale neden oldu. Finike’de yaşanan olay babaannenin dikkati tarafından açığa çıkmış ve dava süreci başlamıştı. Dava süreci halen devam ederken tutuklu olarak yargılanan anne ve üvey baba için tutuksuz yargılanma yapılacağı açıklandı. Dava Eylül ayına ertelendi. 

Ne yazık ki bu çocuklarımız ne ilkler ve bu sistemde nede son olacaklar.

Bu ülkede İzmir’de bebeğe tecavüz edilmedi mi?

Bu ülkede 9 yaşındaki çocuk toplu istismara uğramadı mı?  Hatırlayın dedesi yaşında olan sapık ‘’Beni affet şeytana uydum‘’ demedi mi?

Ve sadece 9 yaşında çocuk için ‘’çocuğun rızası var’’ denmedi mi? 

Başka bir çocuğumuz tecavüzcüyle karşılaşma korkusundan mahkemede kalp krizi geçirerek ölmedi mi? 

Ensar olayında dönemin sözde aile bakanı ‘’bir kereden bir şey olmaz’’ demedi mi?

 TARİHTE BU HAFTA 

27 Haziran Marie-Sophie Germain 55 yaşında vefat etti. Matematikçi,  fizikçi ve filozoftur. 

Eğitime ailesi tarafından izin verilmemiştir. Germain aile ve toplum baskısına rağmen babasının kütüphanesinde bulunan kitaplar ve Legendre ve Gauss gibi ünlü matematikçiler ile gerçekleştirdiği mektuplaşmalar sayesinde eğitimini tamamladı. Elastiklik teori’sinin öncülerinden biri olarak konuyla ilgili yazdığı tez Paris Academy of Sciences'tan büyük bir ödül kazandırdı. Fermat'ın son teorisi hakkında çalışan matematikçilere kaynak sağladı. Kadın cinsiyetine karşı olan ön yargılar sebebi ile kariyerini matematik üzerinden yapamadı fakat bağımsız olarak hayatı boyunca matematik üzerine çalıştı. Matematiğe yaptığı katkılarının hatırasına ölümünden 6 yıl sonra Göttingen Üniversitesi tarafından fahri doktorluk unvanı verildi. Ölümünün yüzüncü yılında bir sokağa ve kız öğrenciler okuluna adı verildi. The Academy of Sciences her yıl The Sophie Germain ödülünü onun hatırasına verir.

29 Haziran 1931 tarihinde Zeliha Sevim Burak İstanbul’da doğdu. Yahudi bir anne (sonradan Müslüman oldu) ve Müslüman bir babanın kızı olarak her iki kültür etkisi altında büyüdü. İlkokulu Nakkaştepe 45. İlkokulunda okudu. Alman Lisesi’nin orta bölümünden sonra çalışmaya başladı. Mankenlik, terzilik, kitabevlerinde tezgâhtarlık yaptı, kendi açtığı giyimevini yönetti. Tiyatro, roman, anı-mektup gibi türlerde eserleri bulunan sanatçı, en çok öykücü kimliği ile on plana çıkmıştır. Mevcut edebiyat topluluklarının hiçbirinin içinde yer almamış, kendi edebiyat dilini oluşturmaya çalışmış bir yazardır. Öyküleri bilinç akışı tekniğinin yetkin örnekleri olarak kabul edilir. Genellikle kadın sorunlarını anlattığı yapıtlarında şiirsel bir dil kullandı. İlk hikâye kitabı "Yanık Saraylar"ı 1965'te yayımladı. Kapalı ve alışılmadık biçimsel üslubu nedeniyle kitap çok tartışıldı.  1982 yılında  "Sahibinin Sesi" adlı oyunu yayımladı. 1983’te "Afrika Dansı" adlı öykü kitabı yayımlandı. Çok farklı teknikler denediği bu kitap, edebiyat dünyasında büyük tartışmalara neden oldu. Burak yapıtlarının içeriğini “Kendimi anlatıyorum hikâyelerimde, başka kılıklara girerek, bütün özlemlerimi harekete geçirerek, ne olduğumu, ne olacağımı kestirmeye çalışarak, evhamlarımı, korkularımı körükleyerek, yangına koşarmışçasına” sözleriyle; öykücülük anlayışını ise “Hikâye insanın doğduğu günden ölümüne kadar yürüdüğü yolda kendi kendine konuşmasıdır” şeklinde dile getirdi. Levanten kültürünün ruhunu yansıtan yapıtlarında yer yer Tevrat’ın anlatımından yararlandı. Sözdizimi ve yazım kurallarını zorlayarak şiire yaklaşan bir anlatım oluşturdu. İlk öykü kitabı Yanık Saraylar (1965) ile beklediği ilgiyi göremeyen Sevim Burak, dönemin prestijli ödüllerinden Sait Faik Armağanı'nı Memet Fuat ve Behçet Necatigil'in oylarına rağmen alamaz. Yaşadığı hayal kırıklığı sebebiyle uzun bir suskunluk dönemine girer ve on yedi yıl hiçbir şey yayımlamamak üzere sessizce edebiyat ortamını protesto eder. Kitaplarıyla edebiyat ödüllerine katılmaz.

 

ANALİZ

ANALİZFaşist MHP Kapatılmalıdır!

Faşist MHP Kapatılmalıdır!Bu partinin mafya liderleri ile, eski kontrgerilla artıkları ve Susurluk çetesi ile…