Devrimci durum ve Emek Cephesi

Mehmet Özgen

8 Kasım 2021
Devrimci durum ve Emek Cephesi

Devrimci siyaset kurulu düzen içinde ‘’daha iyi bir toplum’’ mücadelesi yürütmek değildir. Böyle görüldüğünde mücadele ve siyaset rutin bir prosedüre ya da protestoculuğa indirgenmiş olur. Devrimci siyaset verili olanı daha iyiye taşıma mücadelesi değil, ondan kopuş olarak sürdürüldüğünde devrimci olur.

Selahattin Demirtaş’ın Diken’de yayınlanan ‘Umut Olmadan Yaşanır mı?’  başlıklı yazısı bir tartışma başlattı. Kapitalizmin dünya çapındaki krizinden, emekçilerin, işsizlerin, derin bir yoksulluk içinde ve kölelik koşullarında yaşamasından hareketle şu öneride bulunuyor: 

‘’Sol parti ve hareketlere önemli, tarihsel görevler düşüyor. AKP sonrası Türkiye’de demokrasi inşa edilecekse eğer, sol olmadan, emeğin sesi olmadan yeni rejimin inşasına göz yumulmamalıdır. Hem demokrasinin inşası sürecinde hem de emek mücadelesinin yükseltilmesi için şimdiden yapılacak hazırlıklar hayati derecede önemlidir. Bunun için parti, hareket, kişi ayırımı yapmaksızın tüm sol ve sosyalist güçler, bir konferansta bir araya gelerek hem seçime kadar nasıl ortak bir mücadele yürüteceklerini hem seçimlerde nasıl ortak bir tutum alabileceklerini tartışabilir. Sol ve sosyalist güçler, hem seçimlerin ardından demokrasinin inşasında nasıl roller alabileceklerini ve hem de emek mücadelesini yeni dönemde nasıl başat hale getirebileceklerini tartışıp netleştirmek ve emekçilerin huzuruna ortak bir tutum belgesi, bir yol haritasıyla çıkmayı başarmak zorundadır.’’ sözlerine şöyle devam ediyor: ‘’Eminim, HDP de bu tür çalışmaların içinde yer alacak ve tüm gücüyle destek olacaktır.’’

Öncelikle bu söylenenlerin, Sungur Savran’ın eleştirdiği HDP politikalarını aşmaya yönelik bir adım olduğunu görmek ve ikinci olarak, daha önce yazdığım gibi (yazının sonundaki nota bakınız), HDP’nin 3. İttifak olarak yeniden-genişleterek üretilmesinde bir imkanı olarak değerlendirmek gerekir. Sol blok çağrısı ve HDP’nin de bunu destekleyeceğine inancı bu imkanın gerçekleşmesi için motivasyon sağlayabilir. Demirtaş’ın bu çağrısı, solun bürokrasiye katılmak, ‘tüm demokratik partilerin içine dağılmak’ gibi önerilerini saymazsak, kitlelerin devrimcileşmesi açısından da değerlidir. Ağırlıkla kent yoksullarından, emekçilerden oluşan Kürt halkına, sadece ulusal-demokratik hakları için değil, sınıfsal çıkarları için de mücadeleye çağrıdır.

Devrimci Durum

Karşımızdaki devlet yeni bir biçime dönüştü. Faşist devlet. Hatta -bütün yüklemleri ve tanımları anlamında ve bu  tanımlara özünü veren değerler açısından söylersek- burjuva devlet tipini aşan bir karakter edindi. Çünkü devletin, eğitim sisteminden orduya hemen tüm ideolojik ve bürokratik aygıtları siyasal İslam ideolojisine göre, burjuvazinin ‘’kendisine zıt olan her şeyi kendisiyle beraber aşağı çeken agonisi*’’[1] üzerinde yeniden inşa edildi. Bu yüzden onu sultanizm diye nitelendirenler de var. Son zamanlarda narko-devlet sıfatını da kazanmış bulunuyor. 

2013 Gezi isyanından bu yana faşistleşme yolunda ilerleyen, 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP-MHP ittifakı ile açık terörist yöntemlere, katliamlara başvuran, Kürt halkına zalimce saldıran, 2016 Temmuz darbesiyle bütün demokratik hak ve özgürlükleri budayan, grevi yasaklayan, hileli  2017 referandumu ve 2018 seçimlerinin ardından cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile tek-adam diktatörlüğü kuran bu rejimin şimdi hızı kesildi. Pandemi koşullarında derinleşen ekonomik kriz toplumsal krize, depresyona ve nihayet siyasal krize ya da yönetememe krizine dönüşmüş durumda. Ezilen, sömürülen, derin bir yoksullaşmaya, açlığa maruz bırakılan kitleler de eskisi gibi yönetilmek istemiyorlar.

Aslında bu tablo devrimci bir durum’un varolduğunu gösteriyor. Düşünün; orduyu İslamileştirirken hiyerarşik yapısı, disiplini bozuluyor. Kuzey Suriye’de işgal bölgelerindeki ordu birliklerinde cihatçılara kol kanat olmayı reddeden komutanlar istifa etmeyi bir direniş yöntemi olarak gündeme getirdi. SADAT’tan TÜGVA’ya devlet aygıtlarına paralel yapılar söz konusu.

Lenin devrimci bir durum için şu üç göstergeyi sıralar:

“1) Egemen sınıflar için egemenliklerini değişmez bir biçim altında sürdürme olanaksızlığı; “doruk” bunalımı, ege­men sınıf siyasasında ve ezilen sınıfların hoşnutsuzluk ve öfkesinin kendine yol açacağı bir çatlak oluşturan bir bunalım. Devrimin patlaması için, genellikle “tabanın’’ eskisi gibi yaşamayı “istememesi” yetmez, ama “doruğun artık bunu yapamaması” da gerekir. 2) Ezilen sınıfların yoksulluk ve sıkıntısının, her zamankinden çok kötüleş­mesi. 3} “Barışçıl” dönemlerde kendini ses çıkarmadan soyduran, ama çalkantılı dönemde genel olarak bunalım tarafından olduğu denli, “doruk”un kendisi tarafından da bağımsız bir tarihsel eyleme doğru itilen yığınların etkin­liğinde, yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü görülen artış.’’[2]

Lenin aynı yerde öznel etkenden şöyle söz eder: ‘’devrim her devrimci durumdan değil, ama yalnız yukarıda sayılan nesnel değişikliklere öznel bir değişikli­ğin, yani: devrimci sınıfa ilişkin olarak, hatta bunalımlar çağında bile, eğer “düşürülmezse’’, hiçbir zaman “düş­meyecek” olan eski hükümeti tamamen (ya da kısmen) yı­kacak denli güçlü yığınsal devrimci eylemler yürütme ye­teneğinin de gelip eklendiği durumdan doğar.’’ 

Görüldüğü gibi Lenin, öznel etkeni partiye indirgemiyor, kitlelerin devrimci eylemine dayandırıyor. Yani ‘ama proletarya partisi henüz yok’ bahanesine sığınmak için bir dayanak da yok.

‘’Zamansız’’ olanın zamanı gelir mi?

Burada bir parantez açalım. Kimi okurların aklına şimdi devrimin zamanı mı sorusu gelebilir.

Marx’ı örnek verelim; soyut belirlenimlerden hareketle somutu inşa etmesini. Burada somut nedir? Mesela, kapitalist üretim ilişkilerinin karakterini, üretim sürecini analiz ediyor, artı-değer sömürüsünü ortaya koyuyor. Somut bu. Daha Kutsal Aile’de proletaryanın özgürleşmesi için ‘sınıf olarak kendi kendini ve karşıtını (özel mülkiyeti) ortadan kaldırmalıdır’ diyor. Bu nedir? Proletarya Devrimi. Somutun vargısı bu. Ama buraya istek koyuyor. Demek ki, devrimci potansiyel orada dururken ‘’öznel şartlar oluşmadı’’ söyleminin tükenmesini beklemek devrimci tutum değildir. Hele içinde bulunduğumuz şartlarda hiç değildir. Çünkü arzu ettiğimiz ölçüde o (subjektif) şartlar oluşur. Adı üstünde ‘’subjektif/öznel’’diyoruz. Bu, hangi yönde bir tercih yapmışsak, o yönde iradi kararlılık, bir müdahale, mümkün olanı gerçekleştirmek için harekete geçmek demektir. O halde  sosyalistlerin görevi, kendiliğinden ortaya çıkması mümkün olmayan öznel koşulu sağlamaktır. İşimiz nesnel durumu anlayıp açıklamaktan ibaret değildir. Çünkü Marx, yığınların sefaletini dert edip bu sefaletin nedenlerini ve dolayısıyla kapitalist üretim ilişkilerinin doğasını keşfetmeyi arzu etmeseydi bu keşfi gerçekleştirebilir miydi? Proletaryanın sefaletinde yalnızca sefaletin kendisini değil, ‘’eski toplumu altüst edecek’’ devrimci yanı da görebilir miydi? Ya da Lenin, sürekli olarak devrimin imkanlarını kollama isteğinde olmasaydı, devrimin güncelliği perspektifinde kararlılık göstermeseydi Ekim devriminin yolunu açabilir miydi? 

Tarihsel materyalizmin odağında bir toplumsal sistemin değişim ve dönüşümünün itici gücü nedir sorusu yer alır. Toplumsal gerçekliğin biçimleniş ve dönüşüm (özdeşlik ve özdeşmezlik olanaklarını araştırır. 

Lukacs şöyle diyor: ‘’Bundan ötürü tarihsel maddecilik -teorik olarak bile-, önkoşul olarak proleter devrimin evrensel güncelliğini içer­mektedir. Bu anlamda, tüm dönemin nesnel temeli ve aynı zamanda onun kavranmasındaki bakış açısı olarak, proletar­ya devriminin güncelliği Marksçı öğretinin canalıcı noktasını oluşturur.’’[3] 

Bu nedenle objektif koşullar var ama subjektif koşullar yeterli değil, dolayısıyla devrimin zamanı değil. Peki ama ‘’zamansız’’ olanın zamanı gelir mi hiç?

Devrimci siyaset kurulu düzen içinde ‘’daha iyi bir toplum’’ mücadelesi yürütmek değildir. Böyle görüldüğünde mücadele ve siyaset rutin bir prosedüre ya da protestoculuğa indirgenmiş olur. Devrimci siyaset verili olanı daha iyiye taşıma mücadelesi değil, ondan kopuş olarak sürdürüldüğünde devrimci olur.

***

Devrimci durumun devrimci bir seçeneğe doğru olgunlaşmasını engellemeyi de siyaset tarzında içeren burjuva muhalefet Millet İttifakı içinde örgütlü. Ve kendisini doğal olarak burjuva demokrasisinin en geri biçimiyle sadece seçime dayalı parlamenter sistemle sınırlıyor. Kılıçdaroğlu her fırsatta ‘’devletimiz bakidir ve devletimizi tüm kurumlarıyla birlikte yeniden ayağa kaldıracağız’’ diyor. Yani programı, Siyasal İslam ya da İslam-Türk sentezine göre faşist bir devlete dönüşen devleti restore etmek. 

Öte yandan, faşist blok ulaşmak istediği hedefe tam ulaşmış değil.  Eski burjuva düzeni köklerinden koparıp yerinden etmiş ve kendi düzenini fiilen kurduğu halde henüz resmiyete ulaştırmış ve garanti altına almış değil. MHP’nin hazırladığı anayasa tasarısı bunu hedefliyor. Kriz ve kitlelerin kısmen öfkeye dönüşen hoşnutsuzluğunun yaygın bir şekilde dışa vurması, siyasal ve toplumsal muhalefete ivme kazandırması, sonuçta toplumsal hegemonyasını zayıflatarak şimdilik savunmaya itiyor. 

Rejim Gezi isyanından bugüne kararsız bir denge içinde geldi. Einstein’ın bir fizik kuralını açıklamak için kullandığı bisiklet metaforu gibi, devrilmemek için bisikletin sürekli sürülmesi zorunluluğunu andırır biçimde. Şimdi ise bu kararsız dengeden-uzaklaşma eğiliminde kritk bir eşiğe gelmiş durumda. Toplumu ayrıştırıp cepheleştirerek hakimiyetini tahkim etme, toplumsal kesimleri sindirme ve biata zorlama politikası, içerden çözülmelerle de akamete uğruyor. Kitleler, kapitalizmin vahşice sömürüsüne ve siyasal baskıya katlanmaları için kullanılan dinin narkoz etkisinden uyanıyor.

Devrimci durumun bir diğer ifadesidir bu.

Temel halka: Emek Cephesi

‘’Faşizmin konsolidasyonu açısından işçi sınıfının denetim altında tutulması ne kadar hayatiyse bu krizden devrimci-demokratik bir dönüşüm ile çıkmak isteyen güçler açısından da temel halka sınıfın egemen sınıf fraksiyonlarından koparılması olmak zorunda.’’(Mert Büyükkarabacak, Kriz, öncülük, devrim: Birliğin haznesi olarak ortak kampanya, Siyasi Haber)

İşte mesele bu. Ama nasıl koparılacak. Sosyalistler açısından temel soru bu ve ne var ki bunu ‘’temel halka’’ görmemesinde.                                       

Oysa Marksizmi ayırdedici kılan neydi? ‘’Farklı bir dünya görüşü, özgün bir felsefi kavrayış olması mı, yoksa etkin bir analiz yöntemi oluşu mu? Başat olan bunlardan biri midir? Hayır. Başat olan ve bütün bunlara anlam kazandıran şey, Marksizmin, kapitalizmin tarihsel bir sistem oluşundan hareketle, insanlığın sömürüden ve baskıdan kurtuluşu için proletarya devrimini öngörmesidir, bunun için de devrimci bir sınıf hareketi inşa etmeyi öncelikli hedef olarak belirlemesidir.’’[4] 

Kayaoğlu, ‘’Türkiye solu ve sosyalistleri, parti, cephe, blok, platform, güç birliği, eylem birliği türünden birlik formlarının tümünü geçen üç on yıl boyu olabildiğince kullanmış ve hatta tüketmiştir. Buna karşın sosyalist hareketin mensupları karşılaştıkları sorunları hâlâ birliğin şu ya da bu yepyeni tarzıyla aşacağını sanmaktan kurtulamadı.’’ gibi  doğru bir saptama yaparken ‘Halkların Birleşik Devrim Hareketi’, ‘Birleşik Mücadele Güçleri’ ve ‘Demokrasi İçin Birlik’ gibi oluşumlarda Türkiye solunu oluşturan politik kesimlerin önemli bir kısmı yer alıyor’ diye devam ederek bu sorunun aşıldığını söylüyor. (Metin Kayaoğlu, Ankara’da HDP Var, Siyasi Haber)

Oysa sorun sosyalistlerin birliği değil, işçi sınıfının politik birliği sorunudur. Sınıftan kopuk bir şekilde ele alınan birlik sorunu, ikameci bir anlayışın sürdüğüne işarettir. Sosyalistler, temel faaliyetlerini, on yıllardır işçi sınıfının politik birliğini sağlamaya, devrimci bir proleter hareketin inşasına değil, esas itibariyle politik toplum içinde devlete ve onun aktüel biçimlerine karşı ama demokrasi mücadelesi ile sınırlı olarak yürütegelmiştir. İşçi sınıfı ise genellikle bu alanın dışında, emek-sermaye çelişkisinin nüksettiği iktisadi-sosyal alanda kalmıştır. İşçi sınıfı ile bağları ise kendi gruplarına işçi tabanı edinmekten, onları kendi mülkü gibi görmekten öteye geçmiyor. Bir başka deyişle, işçi sınıfı adına, ama onu özne haline getirmek, dolayısıyla politik alanda rol oynama düzeyine yükseltmek için değil, onun yerine kendilerini özne olarak ikame etmektedirler.

Bu noktada ana sorunlardan biri örgütlenme anlayışıdır.  Bilindiği gibi, burjuva devriminde,  burjuvazi, köylülüğü ve proletaryayı aristokrasinin egemenliğine ve iktidarına karşı yedeklemişti; yani proletaryayı bir güç olarak kullanmıştı. Ekim devrimi ve onu izleyen devrimlerde sovyetleri, işçi demokrasisini iğdiş ederek, dolayısıyla işçi denetimini etkisizleştirerek partinin ve devletin bürokratik aygıtı haline dönüştürülmesinde bu anlayışın izini görüyoruz. 

‘’Bu nedenle işçi sınıfının, bütün emekçilerin örgütlenmesine bakışımızın temeli ve çalışma tarzımızın içeriği, üreten proletaryanın, bugünden hem egemen sınıf, hem de yöneten sınıf olarak örgütlenmesidir. Kapitalist toplumun ilişki biçimine alternatif ilişki tarzı, sosyalizmin bir alternatif olması, geleceğin toplumunun şimdideki nüvesi böyle gelişebilir. Böyle bir anlayışla örgütlenme hayat bulmazsa geçmiş sosyalizm deneylerinden ders çıkarılmamış olacak, bürokratik egemenliklerin ufku aşılmamış olacaktır.’’ Dolayısıyla, proletaryanın üretim sürecini, çalışma alanlarını ve üretim ilişkilerini denetim altına almasının biricik aracı olarak proleter demokrasi anlayışı içinde işçi sınıfının politik birliğini inşa etmek yerine, kendi ideolojik-politik çizgisine sınıf içinde temel oluşturmak, bölücülük olarak nitelenmeli, küçük-burjuva ideolojisi ve nihayet gericilik olarak mahkum edilmelidir. 

Büyükkarabacak aynı yazıda şu soruyu soruyor: ‘’İşçi sınıfının kopuşunu ve kendi bağımsız politik özne konumunun inşasını mümkün kılacak bir politik irade yaratılabilir mi?’’

Yaratılabilir. Her bir siyasi grubun içinde ve çeperindeki bilinçli işçiler, öncü işçiler üzerinden proleter demokrasi anlayışı içinde bir Emek Cephesi inşa edilebilir. Sosyalistler bunun için elbirliği yaparlarsa işçi sınıfının politik birliği içinde kendileri de yanyana gelmiş olurlar; kendi bayraklarından vazgeçmeden proleter demokrasi içinde. İşçi sınıfının devrimci politik bir özne olmasının başka yolu yok. Paris Komünü, Sovyetler, İtalya'daki işçi konseyleri ortada. 

’Öznel koşul’’un sağlanmasının ana halkası budur. 

***

Halkın doğrudan doğruya kendini yönetmesine dayanan demokratik sosyal bir cumhuriyet ve onun anayasası, aşağıdan gelen, ezilen ve sömürülen emekçilerin, kadınların savaşım organları olarak Halk Meclislerine dayalı bir özgürlük mücadelesinin ürünü olabilir. Bu mücadelenin ve örgütlenmenin ulusal çapta beliren iradesi ise Kurucu Meclis’tir. Türkiye’de devrimci durumdan söz ediyorsak ve öznel etkenin inşasının kaçınılmaz bir görev olduğunun altını çiziyorsak, Emek Cephesinin motor güç olacağı, olması gerektiği örgütlenme biçimleri de gereklidir. 1. Meclisin, 1792’deki konvansiyonla kıyaslanabilecek bir Kurucu Meclis olduğunu düşünüyor ve öneriyorum. Bu Türkiye tarihinin en demokratik meclisiydi. Kürt de temsil ediliyordu Türk ve Çerkez de, komünist de vardı İslamcı ve Alevi de.  İlk Anayasayı (1921) bu meclis yaptı. Cumhuriyetin temellerini atan bu meclisti.  

Kurucu Meclisi başka siyasi çevreler de öneriyor. Bu iyi bir gelişme. Bu çevreler ortak bir kampanya yapabilirler..CHP nin başını çektiği burjuva muhalefetin ‘seçimi bekleyin, gidecekler’ söyleminde içkin, halkın örgütlenmesini, inisiyatif almasını öncelemeyen bir demokrasi anlayışına karşı böyle bir örgütlenmeyi geliştirmek bir alternatif olabilir, olmalıdır. 

Not: Kurucu Meclis konusunda daha geniş bir tartışmayı, Kurucu Meclis, Halk ittifakı ve HDP başlıklı yazıda bulabilirsiniz. (https://siyasihaber6.org/kurucu-meclis-halk-ittifaki-ve-hdp)

*Agoni: can çekişme 

[1] Ernest Bloch, Umut İlkesi-1, iletişim yayınları, s. 21, çeviri: Tanıl Bora

[2] Lenin, Proletarya Devrimi ve Dönek Kautsky, Bilim ve Sosyalizm yayınları, 5. Baskı, 1989, Çeviri: Kenan Somer

[3] Gyorgy Lukacs, Lenin'in Düşüncesi / Devrimin Güncelliği, s.10; Belge y. ç.Ragıp Zarakolu, 1979

[4] Mehmet Özgen, Marksizmi Ayırdedici Kılan Nedir? Sosyalist Forum-2, 2007 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Kurucu Meclis, Halk ittifakı ve HDP
    Bugün bizde 2001’in Arjantin durumu yok; mafyalaşmış faşist bir rejim var. Bu nedenle, böyle bir otokratik rejimin cenderesindeki bir ülkede Kurucu Meclis, sadece bir anayasa yapım yöntemi olamaz. Ülkenin ve…
  2. Mihri Belli’den kalan: Devrimin güncelliği
    ''Geçmişin devrimcilerini, sosyalist eylemcilerini, sadece yaşamlarını devrime adadıkları için değil, örnek mücadeleleri ve harekete düşünsel ve pratik katkıları ile de değerlendirmeli ve anmalıyız. Bu, öncelikle, onların pratiklerini eleştirel süzgeçten geçirerek…
  3. Güzel bir insan, kararlı bir devrimci: Şaban Ormanlar
    Şaban Ormanlar entelektüel birikimi olan, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde özverili katkıları kadar marksist hareketteki teorik tartışmaları da takip eden onurlu, dürüst bir insan ve kararlı bir komünistti. Onu ilkin TRT…
  4. Faşist MHP Kapatılmalıdır!
    Bu partinin mafya liderleri ile, eski kontrgerilla artıkları ve Susurluk çetesi ile iç içe geçtiği, dolayısıyla, hem insanlığa karşı, hem de mafyatik suçların ODAĞI olduğu görünen bir gerçek. Peki, bunlar…
  5. Finale  Doğru
    Finale Doğru
    26 Nisan 2021
    Biliyorsunuz iktidarın, içeriği artık ayan beyan olan 2023 hedefi var.. Cumhuriyeti 100. cü yılında ilga edip onun yerine otokratik islamcı bir devletin ilan edilmesi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ya da tek-adam…
  6. Yeni-Osmanlı Galaksi İmparatorluğu:)
    Kainatın efendisine naçizane teklifimiz şudur ki, Aya gidecek ilk kafile, Hz. Nuh’un kendisine inanmayarak gemiye binmeyen oğlunu ikna etmek için ‘’cep telefonu ile görüştüğünü’’ ortaya koyan İÜ Deniz Bilimleri Fakültesi…
  7. Seçimler Amerikan toplumundaki yarılmayı açığa çıkardı
    Pensilvanya’daki seçimleri önde bitirmesiyle 20 delege daha kazanması kesinleşen Biden, 46. ABD başkanı olarak anılmaya başlandı bile. Şimdiki tartışma, Trump’ın White House’tan nasıl çıkartılacağı üzerine. Bilindiği gibi, 65 milyonu aşkın…
  8. Egemen paradigmanın içindeki ‘Muhalefet’
    Öznel müdahalenin öncelikle yönelmesi gereken hedeflerden biri, bütün hareketlerde, ama özellikle emek hareketinde emekçi demokrasisini (proleter demokrasiyi) örgütlemek yerine kendi grupsal iktidarını örgütleme anlayışıdır. Bunun devrimci Marksizmle bir alakası yoktur.…
  9. Devletin emperyalist siyaseti, faşizm ve Kürt sorunu
    Krizin görüngülerinden biri ABD hegemonyasının çökmekte oluşu. Büyük ihtimalle hegemonya krizi çoklu seçeneklerle uzun süre devam edecek. Bu seçenekler şimdilik Çin, Rusya, Hindistan olarak görünüyor. Bölgesel hegemonya mücadelesi içinde olanlar…
  10. Dayanışma
    Dayanışma
    21 Mayıs 2020
    Sosyalist politika, geleceği bugüne izdüşüren bir yaklaşımla hareket eder. Bir başka deyişle onun temeli, alternatif bir toplumsal ilişki biçimini geliştirmektir. Bu ilişki biçimi, egemen ilişki tarzına karşıt alternatif nüve olarak…
  11. AKP-MHP’li vekiller deyyusların ‘siyasi’ temsilcileri mi?
    Bu iktidara karşı direniş anayasal bir haktır ve meşrudur. Ait olduğu yere, tarihin çöplüğüne gönderilmesi yaşamsal olduğu kadar artık ahlaki bir sorundur. Fezlekesini yazmanın zamanı çoktan geçti bile.. İnfaz yasası koronavirüse…
  12. Cumhuriyeti mi, tasfiyesini mi kutluyorsunuz!
    Zira Cumhuriyetin ilkeleri, başta laik sistem, onun birincil uygulama alanı eğitimin akla ve bilime dayalı temelleri yok edilmiş durumda. Devlet aygıtları islamileştirilmiş, cumhuriyet ordusu, Son Suriye harekatının da gösterdiği gibi,…
  13. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  14. Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı
    Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak…
  15. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  16. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  17. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  18. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  19. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  20. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  21. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  22. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  23. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  24. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  25. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  26. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  27. 14 Haziran 2016
  28. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  29. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  30. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  31. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  32. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  33. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  34. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  35. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  36. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  37. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  38. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  39. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  40. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  41. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  42. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  43. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  44. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  45. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  46. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  47. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  48. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  49. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  50. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  51. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  52. 25 Haziran 2013
  53. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  54. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  55. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  56. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  57. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  58. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  59. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  60. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  61. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  62. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  63. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  64. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  65. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  66. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  67. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  68. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  69. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  70. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  71. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  72. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  73. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…

ANALİZ

ANALİZFaşist MHP Kapatılmalıdır!

Faşist MHP Kapatılmalıdır!Bu partinin mafya liderleri ile, eski kontrgerilla artıkları ve Susurluk çetesi ile…