Egemen paradigmanın içindeki ‘Muhalefet’

Mehmet Özgen

3 Eylül 2020
Egemen paradigmanın içindeki ‘Muhalefet’

Öznel müdahalenin öncelikle yönelmesi gereken hedeflerden biri, bütün hareketlerde, ama özellikle emek hareketinde emekçi demokrasisini (proleter demokrasiyi) örgütlemek yerine kendi grupsal iktidarını örgütleme anlayışıdır. Bunun devrimci Marksizmle bir alakası yoktur. Bu gericiliktir.

Ferdinand de Saussure paradigmayı, benzer özellikteki öğelerin bir sınıfı anlamında kullandı. Yani birbiriyle antagonist ilişkide olmayan, özdeş ögelerin birliği anlamında. Bir model ya da kuramsal çerçeve anlamında olduğu gibi, genel olarak dünya görüşü anlamında da kullanılır.

Kavramı asıl popülerleştiren Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı eseri ile Thomas Khun’dur. Kuhn’a göre paradigma, bir bilim alanını belli bir dönem yöneten ve kuramsal çerçevesini şekillendiren hakim görüştür. Uzun süre fizik alanında hakim olan ve evrenin yalnızca kendi tasarladığı türde bir çatı altında anlaşılabileceği iddiasında olan Newtoncu dünya görüşü gibi. Bu paradigma içinde çalışan bilim insanları söz konusu çatıyı daha belirginleştirmek, Newton kuramları ile doğa arasındaki uyumu daha da kesinleştirmek amacındaydılar.

Fakat paradigma kavramının siyasal literatüre girmesi Khun’un bilimsel gelişme ile siyasal devrim arasında koşutluk kurmasından kaynaklanıyor. Bu koşutluğu şöyle ifade ediyor: “siyasi devrimleri başlatan etken, var olan kurumların, bir ölçüde zaten kendi eserleri olan ortamın sorunları karşısında giderek yetersiz kaldıklarının artan ölçüde hissedilir hale gelmesidir (..) Bilimsel devrimler de, buna çok benzer bir şekilde, yani, eldeki paradigmanın araştırmayı zaten kendisinin odaklanmış olduğu bir doğa parçasını incelemek için gerekli işlevi artık yapamadığının artan ölçüde hissedilmesiyle başlar.(..) Gerek siyasi gerek bilimsel gelişmede devrimin ön koşulu, düzenin bunalıma varan ölçüde işlerliğini yitirdiğini haber veren belirtilerin algılanmasıdır.”(1) Böylece devrimci bir sıçrama ile gerçekleşen paradigma değişimi, fonksiyonelliği daha yüksek olan yeni bir bilimsel programa, dünya merkezli Batlamyusçu sistemden güneş merkezli Kopernik sistemine, katı deterministik Newton fiziğinden olasılıkçı determinizme açılan Einstein ve kuantum fiziğine geçiş gibi eski bilim yapma geleneğinin bir yenisiyle değiştirilmesini ifade etmektedir.

***

“Artık iki yüzyıldır dayatılan (asrileşme, muasırlaşma, batılılaşma, çağdaşlaşma, kalkınma, çağ atlama) ve her seferinde yeni bir şeymiş gibi sunulan paradigmanın iflas ettiğini kabullenmeliyiz. Bir şeyi daha kabullenmeliyiz ki, söz konusu paradigmanın dışına çıkmadıkça gerçekten eşitlikçi, demokratik, gönençli, kendi ayakları üzerinde durabilen bir toplumsal düzen oluşturmamız mümkün olmayacaktır.”(2)

Fikret Başkaya’nın Paradigmanıın İflası adlı kitabındaki bu satırlarını aslında modernizmin temel bir içerimi olan, 20. Yüzyıl Marksizmi tarafından sosyalizmin inşası için kriter olarak alınmış ilerlemeciliğin eleştirisi, ya da Batılı paradigmanın iflasının özgül tezahürü olarak da okumak gerekir. Ne var ki, tariflediği bu İflas’tan karşı-devrimci bir paradigma olarak Siyasal İslam çıktı. İktidar olması ile birlikte, “düşünce” yapısı, “bilim, sanat ve kültür” anlayışı, etik ve ahlaki kuralları, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin anlayışı, devleti ve toplumu yönetme ilkeleri egemen bir paradigma oldu.

Gezi İsyanı aslında paradigma değişiminin devrimci bir seçeneğini potansiyel olarak ortaya koymuştu. Gezi, Türkiye’nin 1905’dir başlıklı yazıda şöyle ifade etmiştim:

“Geziden önce, genel olarak, toplumda var olan çelişkiler, eski anlayışların, çatışan paradigmaların baskısı altındaydı. 1. Katı-determinist modernizm ve 2. Modernizmin özgürlükçü içerimlerini topyekün reddeden Siyasal İslam. İlki genel olarak iflas etmişti, 2’incisi o iflası sömürerek, geçmişe dönük bir ütopyanın (asr-ı saadet’in) tahrifi üzerinden küresel kapitalizme eklemlenerek kendini kurdu. Modernizmin özgürlükçü içerimlerini tümüyle yadsırken, onun (genel olarak Kemalizm diye ifade edilen) pozitvist aklının baskıcı yönlerine karşı -liberalleri yedekleyerek- direniş potansiyellerini ve eğilimini kullandı .

Haziran direnişi işte bu iki paradigmanın sonunu getirdi. Sonunu getirirken 3’üncü bir paradigmanın, alternatifin ipuçlarını da ortaya koydu. Kökleri modernizmde ama onun ufkunu aşan bir paradigmanın. İnsanın doğa ile uyum içinde özgürleşmesidir bu.” (3)

Kabul etmek gerekir ki, Gezi direnişinin esinlediği paradigma, geleceğin o güne vuran şavkı olarak kaldı.

***

Ayasofya ile devam edelim. Ayasofya’nın yeniden camiye dönüştürülmesi ve etrafındaki tartışmalar ne anlama geliyor?

İki anlamı var. İlki şöyle. Fatih İstanbul’u fethettti, fethin ve egemenliğinin nişanesi olarak Ayasofya’yı camiye dönüştürdü. Şimdi de Yeni-Osmanlıcılığın, fetihçi siyasetin ve hilafetin geri dönüşünün bir tescili olarak, Lozan Antlaşması’nın yıldönümünde “son Haçlı seferi” Cumhuriyete karşı yeniden fethedildi. İbrahim Karagül’ün Yeni Şafak’ta yayımlanan Ayasofya! Son Haçlı seferi de durduruldu. “Zulüm 1453’te başladı” diyenler için tarih bitti” başlıklı yazısı bu fethi şöyle dile getirdi:

“İstanbul’un fethinin sembolünü Cumhuriyet’in ilk döneminde nasıl müzeye çevirmişlerse, nasıl bunu dayatmışlar ve başarmışlarsa, bugün bu dayatmaların, zorlamaların bittiği gündür. Zafer bizimdir. Yenilgilere mahkûm edildiğimiz son yüz yıl parantezi kapanmıştır.” (4)

İkinci anlamı da kültürel tecavüzdür. Ayasofya kilise olarak yapılmış, Doğu Roma mimarisinin seçkin bir örneği. İslami mimarinin bir ürünü değil. Onun mabedi olarak yapılmamış. Freskleri, mozaikleri kapatarak, İslami motifler, hatlar katarak onu camiye dönüştürmekle ne yapmış olursun? ‘Minareyi çalıp kılıf geçirmek’ deyimini ters bir versiyonu ile ifade edersek, kiliseyi çalıp üzerine minare ilave ederek ve tüyleri kıbleye dönük halılar sererek yani... Onun varlığını, varlığının özünü yok etmiş olmuyorsun, ama tezahüründe bozulma yaratıyorsun. İşte bu tecavüzdür. Tecavüz ve ganimet, fetihçiliğin bir özelliğidir zaten. Sadece İslam’a özgü değil bu. Hristiyanlıkta da var. Haçlı seferlerinde örneği çok. Ayasofya o zaman da Haçlılar tarafından tecavüze uğramış, Katolik kilisesine dönüştürülmüştü.

Bu yeniden-fetih icraati devam ediyor. Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, II. Beyazıd tarafından camiye dönüştürülen, Cumhuriyetin müze yaptığı Kariye Manastırı da 75 yıl sonra camiye dönüştürülecek.

Aslında kadına yönelik şiddetin arkasında da bu fetihçilik var. Cumhuriyetin tebaa yerine eşit yurttaşlığı, bireyi geçirmesi, demokrasi ve kadın özgürlüğü mücadeleleri ile kadının görece özgürleşmesi şimdi yeniden tersyüz edilmek isteniyor. Şiddet, taciz, tecavüz ve öldürme ile, cezasızlıkla, kadın, köle konumuna getirilmek üzere yeniden-fethedilmek isteniyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek istemelerinin nedeni de bu yeniden-fetihtir.

İşte Cumhuriyetin kurucusu partinin liderinin ''İtiraz etmeyiz'' dediği, parti-içi muhalefet liderinin de ''Davet gelirse Ayasofya'ya namaza giderim'' şeklindeki ifadesi budur! Fetihçi ideolojinin bütün alanlara sirayet etmesine geçit vermek! Bu, ''paradigmanın iflası''nı geçti. İslamcı paradigmaya aroma katan ''iflas''ın kesif kokusu!

Bu nedir? Sadece dinin değil, fetihçiliğin de kültürün belirleyici bir kaynağı haline getirilmesine destek. Ana muhalefetin, muhalefet kurgusunu Siyasal İslamcı paradigmanın içinde, onun söylemlerine eklemlenerek yapıyor olması. Buna yıllar önce AİHM yargıçlığı yapmış, CHP’den milletvekili olmuş ve tutarlı bir demokrat olarak tanıdığımız Rıza Tüzmen de değinmişti:

“Bugün Türkiye’de bütün muhalefet partileri dahil olmak üzere oyun AKP’nin sahasında oynanıyor. Gündemi, ne yapılacağını o tespit ediyor. Bir kere bu paradigmanın karşısında başka bir yapı inşa etmek, paradigmanın dışına çıkmak, oyunu kendi sahanıza çekmeniz lazım.’’(5)

***

Doğruyu söyleyebilirsiniz. Bilimsel bir temele dayalı, emekçilerin, ezilenlerin taleplerini içeren bir programınız olabilir. Bazen çıkıp “Kürt sorununu çözmeyi vadediyorum” benzeri, rapor yazımına havale etmiş olsanız da, konjonktüre göre şaşırtıcı çıkışlarınız da olabilir.

Fakat önemli ve belirleyici olan, bunları nasıl hangi araçlarla ve mücadele yöntemleriyle hayata geçirmeye çalıştığınızdır.

Gerici paradigmanın söylemleriyle çelişmekten kaçınıyorsanız, o paradigma ile uygunluğun içindesiniz demektir. O zaman bütün iddialarınızın, dayandığınız programın bir anlamı yoktur. İkincisi; bu paradigma bağlamında fetih ve yağmaya yönelik hırslı bir emperyalist siyasetin uygulamaya konduğu ve bunun aşırı bir sömürüyü ve faşist bir devlet biçimini gerektirdiğini görmüyorsunuz, ya da ona seyirci kalıyorsunuz demektir. Üçüncüsü, hegemonya savaşının temel bir unsuru olan faşizme karşı ideolojik mücadele yürütmekten vazgeçtiniz demektir. Sonuçta, pragmatizm adına, bu paradigmanın vesayeti altına giriyorsunuzdur. Kendi öz fikirlerinden, ideolojisinden giderek kopan böyle bir siyaset tarzı, karşı hegemonya kuramaz.

Bu anlayış başka alanlardaki mücadelelerin, örneğin, İstanbul Sözleşmesi bağlamında kadın hareketinin yürüttüğü mücadelenin İslami camiada, AKP içinde yarattığı çelişkileri karşı-hegemonya mücadelesine kapsama, düşman kalesinde açtığı gedikleri genişletme yeteneği de gösteremez, göstermiyor.

***

Ne yazık ki, sosyalistlerin konumu da bundan çok farklı değildir. Devrimciliğin, sosyalistliğin kriteri, rejimin baskılarına karşı tepki göstermek midir yalnızca? Ya da savunduğumuz devrimci programlar tek başına bu kriteri sağlar mı? Daha ötesi, faşizme karşı sadece birleşik mücadeleden söz etmek, ortaya bir yol-yöntem koymaksızın, sola bunun için dıştan çağrı yapmak (Sanki sol o mücadelenin farkında değilmiş gibi) bugüne dek bir farklılık oluşturdu mu? Birleşik mücadele söylemiyle Millet İttifakı’na fiilen eklemlenmek, demokrasi için yeterli midir? Grev özgürlüğü vaad etmeyen bir demokrasi programı nereye kadar desteklenebilir? (*) Eğer sosyalistler, kendileri bir alternatif üretmeden Millet İttifakı’nı desteklemekle yetinirlerse, restorasyona şimdiden eyvallah demiş olmuyorlar mı? Bu “restorasyon”un da radikal İslam’dan Ilımlı İslama rücu etmek olduğu görünen bir olgu olarak ortadadır. (Millet İttifakı’nın henüz resmileşmeyen yeni partnerlerine ve bu partnerlerle uyumu esas alan CHP Kurultayı’nı ve orada Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak tasfiyesini dikkate aldığımızda görünen budur)

Akıldan çok kararlılığa, cüret etmeye ihtiyaç var. Aklı da ortak akıl olarak inşa edecek, daha etkin ve daha devrimci hale getirmek için örgütlenmeye, böylece birleşik iradeyi oluşturmaya ihtiyaç var. Emek hareketinin, kadın hareketinin ve çevre hareketinin birleşik örgütlenmesi gerekmektedir. Sosyalistlerin etkin olduğu alanlar bunlar. Özgül ve özerk alanların birleşik örgütlenmesi-eşgüdümü. Ve burada Emek Cephesi’ni örgütlemeye başlamak en önemli halkadır. Emekçi sınıfın politik hareketini inşa etmek, faşizme karşı rol oynayacak konuma, müdahil hale getirmek sosyalistlerin öncelikli görevidir.

Sosyalistler, egemen paradigmanın dışında politika inşa edebilecek ideoloji, yöntem ve siyaset teorisi açısından toplumun en ileri unsurudur. Meselemizin adı bu koşullarda demokrasi. Ama hangi demokrasi? Hangi demokrasiyi istiyoruz? Biz emekçiler, kent ve kır yoksulları, kadınlar, çevreciler, gençler en geniş demokrasiyi istiyoruz. Emek demokrasisidir bu. Sosyalistlerin demokrasi mücadelesinin temelini bu oluşturur. Böyle bir temel üzerinde yükselen bir siyasi mücadele anlayışı pratiği yoksa siz de, İslami paradigmanın içindesiniz demektir.

Doğrudur, genel olarak sınıfı atalet bastı. Kapitalizmin genişletilmiş yeniden-üretim çerçevesinde nesnel nedenleri var bunun. Ama öznel nedenlerin daha belirleyici olduğunu düşünüyorum. Öznel faktör, yani irade, teori, örgütlenme devreden çıkınca ve bu kadermiş gibi algılanır hale gelince yeni nesnelliğin ürettiği ve durumu değiştirmeye elverişli imkanlar da heba olup gidiyor. Ardından nesnellik yeni olumsuzluklar, engeller üretiyor, onlar öne çıkıyor ve ataleti, yani yenilgiyi, teslimiyeti besliyor, özgüven yoksunluğunu artırıyor.

Lukacs, Marx’ın “teori kitleleri kavrar kavramaz maddesel bir güç haline gelir” sözünü yorumlarken şöyle diyor: “Burada daha önemli olan şey, gerek teoride, gerekse teorinin kitleleri kavrayış tarzında yatan ve teoriyi de, diyalektik yöntemi de devrimin aracı haline getirecek olan momentleri ve belirleyici faktörleri keşfetmenin gerektiğidir.”(6) Kapitalizmin düştüğü krizden devrimci çıkış yolunu bulmak, işçilerin, emekçilerin bu devrimci bilince erişmesi -günümüzün temel sorunu budur. Yine Lukacs’a kulak verelim: “Bu bilinç olmadıkça kriz boyuna sürer gider, çıktığı noktaya geri döner, yaşanan durumu tekrarlar.” (7) Dolayısıyla emekçi sınıflar sistemin yeni var oluş biçimlerine boyun eğmek zorunda kalır.

Öznel müdahale olmadığı için sürekli kendini tekrar eden Durum budur. Öznel müdahalenin öncelikle yönelmesi gereken hedeflerden biri, bütün hareketlerde, ama özellikle emek hareketinde emekçi demokrasisini (proleter demokrasiyi) örgütlemek yerine kendi grupsal iktidarını örgütleme anlayışıdır. Bunun devrimci Marksizmle bir alakası yoktur. Bu gericiliktirBirleşik mücadele, eğer bir emekçi demokrasisi olarak da örülüyorsa kök salabilir ve kitlelerin kendi-içine itilmiş özgürlük bilinci, politik enerjisi açığa çıkar, bileşke iradesi olarak vücut bulup yükselir.

Anlaşılması gereken şu: işçiler, kadınlar, çevreciler, sosyalistler emek demokrasisi elde etmeye yönelik bir stratejik hat izlemezlerse ve bu iktidar mücadelesini içermiyorsa ne ekmek ne de özgürlük elde edilecektir. İktidarı elde edemeyebilirsiniz, ama anti-faşist mücadeleyi bu anlayış ve kararlılıkla sürdürürseniz, onun itici gücü ile ve onun bir sonucu olarak emekçilerin nispeten denetim mekanizmalarına sahip olduğu bir demokrasi elde edilebilir.

----------------------------

Dipnotlar:

* İki yıl önce yitirdiğimiz Tektaş Ağaoğlu, bir demokrasi için “grev özgürlüğü, özgürlüklerin anasıdır” derdi.

1.Thomas S. Khun, Bilimsel Devrimlerin Yapısı, s.105 Alan y. 1982

2.Fikret Başkaya, Paradigma’nın İflası, s.13 Maki Basın Yayın, 2006

3.Mehmet Özgen, Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir, 25 temmuz 2014, Politez.com

4.İbrahim Karagül, Yeni Şafak’, 24 Temmuz 2020

5.https://www.evrensel.net/haber/281518/turmen-demokrasi-mucadelesinde-yeni-bir-hamle

6.Gyorgy Lukacs, Tarih ve Sınıf Bilinci, s.54, Belge, 1998 7. age, s.149

7. Age, s.149

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Seçimler Amerikan toplumundaki yarılmayı açığa çıkardı
    Pensilvanya’daki seçimleri önde bitirmesiyle 20 delege daha kazanması kesinleşen Biden, 46. ABD başkanı olarak anılmaya başlandı bile. Şimdiki tartışma, Trump’ın White House’tan nasıl çıkartılacağı üzerine. Bilindiği gibi, 65 milyonu aşkın…
  2. 26 Ekim 2020
  3. 26 Ekim 2020
  4. 26 Ekim 2020
  5. 26 Ekim 2020
  6. Devletin emperyalist siyaseti, faşizm ve Kürt sorunu
    Krizin görüngülerinden biri ABD hegemonyasının çökmekte oluşu. Büyük ihtimalle hegemonya krizi çoklu seçeneklerle uzun süre devam edecek. Bu seçenekler şimdilik Çin, Rusya, Hindistan olarak görünüyor. Bölgesel hegemonya mücadelesi içinde olanlar…
  7. Dayanışma
    Dayanışma
    21 Mayıs 2020
    Sosyalist politika, geleceği bugüne izdüşüren bir yaklaşımla hareket eder. Bir başka deyişle onun temeli, alternatif bir toplumsal ilişki biçimini geliştirmektir. Bu ilişki biçimi, egemen ilişki tarzına karşıt alternatif nüve olarak…
  8. AKP-MHP’li vekiller deyyusların ‘siyasi’ temsilcileri mi?
    Bu iktidara karşı direniş anayasal bir haktır ve meşrudur. Ait olduğu yere, tarihin çöplüğüne gönderilmesi yaşamsal olduğu kadar artık ahlaki bir sorundur. Fezlekesini yazmanın zamanı çoktan geçti bile.. İnfaz yasası koronavirüse…
  9. Cumhuriyeti mi, tasfiyesini mi kutluyorsunuz!
    Zira Cumhuriyetin ilkeleri, başta laik sistem, onun birincil uygulama alanı eğitimin akla ve bilime dayalı temelleri yok edilmiş durumda. Devlet aygıtları islamileştirilmiş, cumhuriyet ordusu, Son Suriye harekatının da gösterdiği gibi,…
  10. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  11. Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı
    Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak…
  12. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  13. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  14. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  15. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  16. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  17. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  18. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  19. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  20. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  21. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  22. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  23. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  24. 14 Haziran 2016
  25. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  26. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  27. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  28. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  29. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  30. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  31. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  32. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  33. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  34. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  35. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  36. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  37. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  38. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  39. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  40. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  41. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  42. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  43. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  44. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  45. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  46. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  47. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  48. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  49. 25 Haziran 2013
  50. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  51. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  52. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  53. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  54. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  55. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  56. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  57. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  58. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  59. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  60. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  61. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  62. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  63. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  64. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  65. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  66. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  67. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  68. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  69. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  70. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  71. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  72. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZSon HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet Özgen

Son HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet ÖzgenHDP'nin 2014-2015 MYK'sı tutuklandı.. Saraydan talimat alan savcının gerekçesi Kobani protestolarına dayanıyor.…