Kadınlar ve bekçiler

Gamze Şimsek

7 Haziran 2020
Kadınlar ve bekçiler

Tüm toplumu tehdit eden bu oluşum, bilhassa kadınlar açısından çok tehlikeli sonuçlara varabilecek bir kurum haline gelecektir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemeyen hiçbir uygulama kadınların yararına olmayacaktır. Kentlerin cinsiyetleri vardır ve ne yazık ki, kentler sokaklarında kadınların ve çocukların da yaşadığı düşünülerek inşa edilmezler hiçbir zaman. Zaten yeterli güvenlik önlemlerinden yoksun olan bu eril kentlerde işinden evine giderken dahi tereddüt yaşayan kadınları güvenlik açısından daha tereddütlü günler bekliyor.

Coronalı günlerde, halk olarak #HayatEveSığar balon cümlesiyle, kapalı kapılar ardında kendi olağanüstü halimizi ilan ederek hastalanmamaya çalışırken, hep birlikte hükümetin krizi yönetmekteki acizliğine ama bunun yanı sıra fırsata çevirmedeki maharetine de tanıklık ettik.

İlk aklımıza gelen infaz yasa tasarısı olmalı. Sözde, halkın asayiş ve güvenliğini sağlamak için bekçilik kurumunu tekrar yeşertenler 90.000 suçluyu toplumun arasına gönderdiler. Nokta.

Bu 90.000 suçluyu aramıza salan yasa, CHP’nin 139 milletvekilinden 19'unun, üstelik birinin de yanlışlıkla evet demesiyle, HDP’nin o zaman 61 olan milletvekilinden 24'ünün, İyi Parti'nin ise 37 milletvekilinden 8'inin hayır dediği, yani toplam 51 red oyuyla, ama buna karşılık, iktidar partisi ve onun destekçilerinin toplam 279 evet oyuyla yasalaşmıştı.

Katılımları sayısal çokluk olarak sonucu değiştirmeyecek olsa dahi bu tasarıya hayır demek için mecliste olmakla yükümlüydü muhalefet vekilleri. Ama yoktular...

Karısı Rukiye Arslan’ın boğazını bıçakla kesip, infaz yasa tasarısı ile hapisten çıktıktan sonra, Gaziantep’te 9 yaşındaki kızı Ceylan’ı hortumla döve döve öldüren Müslüm Arslan ve 7 Haziran 2020 tarihinde Konya’da Nargül Yıldız isimli kadını evinin önünde pompalı tüfekle öldürüp kaçan, 44 ayrı suç kaydı olmasına rağmen kısa bir süre önce cezaevinden çıkan Ahmet Ünal’ın sebep olduğu ölümlerin suçluları, mecliste olup tasarıya evet oyu veren AKP ve MHP milletvekilleri olduğu kadar, oylamaya katılmayan diğer milletvekilleridir de…

Duvarların, ve kapıların ardında zarar gören daima kadınlar ve çocuklar olurlar. Öyle de oldu, Corona süresince kapalı kapılar ardında bir sürü kanlı hikâye birikti, birikiyor. Her ne kadar İçişleri Bakanlığı kadına yönelik şiddet ve suç oranlarında covid süresince azalma olduğunu söylese dahi, tabi ki hiçbirimiz buna inanmıyoruz. Müslüm Arslan’ın kanıtları ortadan kaldırmak maksadıyla, kızı Ceylan’ın kanının sıçradığı perdenin kanlı bölümünü sobaya atarak yakması, geride kalanların burunlarındaki kan kokusunu daha çok arttırıyor…

Kimin umurunda derseniz? Buna yorum yapmakta zorlanabilirim. Lakin evde hamburger yapmak ya da hazırladığı lahmacunları pişirtecek fırın aramak,  insanların hayatlarında daha çok revaçta şu sıralar. Bir de youtube’daki spor eğitmenlerinin kayıtları. Ne kadar ironik olsa da durum bundan ibaret. Hep birlikte yiyor ve sonra da youtube üzerinden hep aynı mekanik ve birbirinin kopyası olan “kanalıma hoş geldiniz” cümlesi ile başlayan videolarla sallanan göbek yağlarımızdan kurtulmaya çalışıyoruz. Çoğu zaman otururken göbeğimizi yanlardan iki elimizle sıkıştırarak bu yağlardan nasıl kurtulurum, diye düşünmeye harcadığımız zamanı o kapalı kapıların ardındaki sonu kanla biten hikâyelerin kahramanlarına ayırmıyoruz işte...

Asayiş ve güvenliği sağlayarak, kolluk kuvvetlerine yardım amacıyla görevlendirilen bekçiler, 2016 yılı haziran itibarıyla öncelikli olarak 6 ilde göreve başladılar. Bu iller, İstanbul, Diyarbakır, Şırnak, Şanlıurfa, Mardin ve Hakkari olarak belirlenmişti. Peki, niye bu iller? diye sorsam…

2019 yılının Mart ayından itibaren bekçilik sistemi 81 ilde aktif hale getirildi. Halen ülkemizde 21 bin 241’i erkek, 70'i kadın olmak üzere 21 bin 311 çarşı ve mahalle bekçisi görev yapmakta.

Hatırlarsınız, Recep Tayyip Erdoğan’ın “ben yatarken düdük sesi duymak istiyorum” sözleri üzerine 10.000 bekçi daha alınmıştı 2018 Temmuz ayında. Evet, belli yaştaki kuşağın zihninde bir “bekçi amca” nostaljisi olduğu bir gerçek. Ama artık ne mahalleler var geride, ne de o mahallelerin asayişini sağlayan, mahalledeki herkesi tanıyan  Yeşilçam filmlerindeki tonton bekçi amcalar.

Bekçiler eskiden bir olayı gördüklerinde onu polise bildirmekle yükümlüydüler sadece. Şimdi ise suçu önleme ve suça müdahale etmek yetkileri de var. Erdoğan hükümetinin 1 milyon adet plastik mermi, 103 bin 500 adet OC gaz spreyi, 5 bin adet taarruz el bombası, 40 bin adet polis, 40 bin adet bekçi montu, 40 bin adet polis, 40 bin adet bekçi parkası, 44 bin adet açılır kapanır cop gibi malzemelerin bulunduğu mal alım ihalesi açtığından, Çiğdem Toker’in 29 Mayıs 2020 tarihli köşe yazısı ile haberdar olduk. Covid döneminde halkına  Iban numarası göndererek, halkının ekonomik sorunlarına çözüm getiremeyen, ülke insanlarının devletinin ekonomik desteğine en çok ihtiyaç duyduğu bu günlerde böyle bir  ihalenin açılması ve üstüne üstlük bekçilerin yetkilerinin genişletilmek istenmesi çok manidar değil mi?

Aslında bekçilerin yetkilerinin arttırılması ile hükümetin ülkeyi yönetememesi kaynaklı olası bir halk ayaklanmasına karşı, halkın güvenliğini sağlamak bahanesiyle görev yetkileri arttırılan bekçiler ayağıyla, toplum nezdindeki korku iktidarını perçinlemek için yapılan manevralar bunlar. Aksi halde bekçiler neden kimlik sorabilsin, üst arayabilsin, silah ve zor kullanabilsin ve neden gösteri ve yürüyüşlere müdahale edebilsin. 293.000 emniyet gücü var ülkede, 100.000 jandarma var, 30.000 kişilik de bekçi kadrosu var… Amaç çok belli, her sene katlanacak sayılarıyla saraya bağlı ikinci bir polis teşkilatı kurmak…

Bir zamanlar “benim muhtarlarım” diye başlayan konuşmalar tartışılıyordu, sonra muhtarların maaş ve bir takım hakları genişletildi, hatta muhtarlar bizim güzel paracıklarımızla Umre'ye ve İspanya’ya taşındılar görgüleri artsın diye. Ve nitekim muhtarlara subliminal mesajlarla yüklenen muhbir muhtar görevinin sonunda 2017 yılında silah taşıma ruhsatları da  takdim edilmişti. Şimdi aynı şey bekçiler üzerinden yapılıyor. Özlük hakları ve maaş zamlarıyla sıra bekçi kadrolarında…

Hem 90.000 suçluyu salacaksın, hem de halkın güvenliğini sağlamak için bekçilerin yetkilerini arttıracaksın. Bekçiler deyince; hükümetin din esaslı uygulamalarından ötürü, doğal olarak çoğumuzun ilk aklına gelen İran’ın ahlak bekçileri tabi ki.  Hani şu kadınları kıyafetleri yüzünden sokak ortasında döven, yoga derslerini basan ve insanları apar topar toplayıp götüren ahlak polisleri…

Nevşin Mengü’nün “İnsanın Düşünmekten Canı Yanar mı” adlı kitabında İran’daki ahlak polislerini tanımladığı şöyle bir bölüm var. “Haydut kılıklı, pis sakallı herifin biri peyda oluveriyor birdenbire, kendince devrimin bekçisi, bacak kadar çocuk çoğu zaman, ama işte cebine mahalle camiinden koymuşlar üç-beş kuruş, eline de vermişler bir sopa, kendini adam sanıyor. Geliyor, kafanı ört kadın diye sana el kaldırıyor, itiyor, kakıyor, bağırıyor. Ne çirkin, ne onur kırıcı… Sinirden nefesin kesilir ya bazen, sinirden ağlarsın. Sırf kadın olduğun için, elin serserisine boyun eğmeyi mecbur kılan, saçının kaç teli gözüktü, manton bol değildi diye baldırı çıplaklara sana vurmaya hak veren siyaset mi olur Allah aşkına…”

İçişleri Bakanlığı’nın görüşmeler hala mecliste sürerken 05 Haziran Cuma günü yayınladıkları polis-bekçi yetki karşılaştırması kartına göre; bekçilerin kimlik sorabilme yetkisi ve silah kullanma yetkisine haiz oldukları görülüyor.

ezsxmftxgaiorvo.jpg

Tüm toplumu tehdit eden bu oluşum, bilhassa kadınlar açısından çok tehlikeli sonuçlara varabilecek bir kurum haline gelecektir. İlerleyen süreçte bunları birlikte izleyeceğiz.

Gecenin belli bir saatinde evine gitmekte olan bir kadını kolaylıkla çevirebilecek bekçi, kadına kimlik sorgusu yapabilecek. Hazırlanan tabloda bekçilerin, önleme arama yetkilerinin olmadığı görülüyor ama belinde silah olan hem de "çokça yetkili" sıfatı bulunan birinin, yetki sahibi olmadığı konularda da belindeki silaha güvenerek sınırlarını ihlal etmesi olası değil mi sizce de?

Ayrıca kanunda makul sebep deniliyor. Makul sebep öyle muğlak ve kişiden kişiye değişen bir ifadedir ki… O zaman önüne gelen bekçi istediği bir makul sebep üretir ve olayı tacize vardıracak şekilde elle arama gerçekleştirebilir.

Sonuç gene suiistimal edilen, darp edilen, rencide edilen ve sonra da haklılıklarının üstünü örtmek için suçlu gösterilen belki de öldürülen kadınlar…

Metrobüste birbirlerini öpen iki genç görünce “ahlak polisiyim ben, benim ahlakıma ters bu davranışlar” diyenlerin çoğunlukta olduğu bu ülkede bildiğiniz üzere herkes birbirinin ahlakından pek sorumludur. O halde bekçiler eliyle sağlanacak olan bihassa kadınlar üzerinden üretilecek bir ahlak mı? Ve kadınlara yarar sağlamayacağı kesin olan durum kime fayda sağlayacak?

Peki kadınlar olarak bu bekçiler tarafından kabul edemeyeceğimiz durumlarla karşılaştığımızda ne yapacağız? Böyle bir durumla karşı karşıya kalan kadınların dokunmaya izin vermemeleri gerektiğini söylüyor Av. Diren Cevahir  Şen, “Bu bir cinsel saldırı, anayasal suçtur. Kim, hangi görevle olursa olsun insan onuruna yaraşmayan hiçbir fiilde bulunamaz bedenimize karşı. Bedenimize dokundurtmama hakkına sahibiz. Kadınlar kesinlikle makul şüphe sormalı, kimliklerini göstermelerini istemeli. Yanlarında çantaları varsa, biz bu duruma da itiraz ediyoruz ama, bu yetkiye dayanarak en fazla çantalarını aratsınlar

Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemeyen hiçbir uygulama kadınların yararına olmayacaktır. Kentlerin cinsiyetleri vardır ve ne yazık ki kentler sokaklarında kadınların ve çocukların da yaşadığı düşünülerek inşa edilmezler hiçbir zaman. Zaten yeterli güvenlik önlemlerinden yoksun olan bu eril kentlerde işinden evine giderken dahi tereddüt yaşayan kadınların güvenli bir şekilde evlerine gitmeleri onların güvenliği için bir tehdit niteliği taşıyan bekçiler aracılığıyla değil, ancak ve ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemek ve İstanbul Sözleşmesini uygulamakla mümkündür. İstanbul Sözleşmesi’ne göre kolluk kuvvetlerinin kadına yönelik şiddet ve kadın erkek eşitliği konusunda eğitimli olmaları gerekiyor. Kaldı ki; bekçilere göre süre olarak daha fazla eğitimli olan polisin dahi sayısız hak ihlalleri gerçekleştirdiği bir gerçekken, sadece 3 aylık eğitim süresi olan bekçiler daha şimdiden kadınlar için ciddi bir tehdit unsuru olarak gözükmektedir.

Adaletin kalmadığı ülkede, her an taciz, tecavüz, şiddet ve öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya kalan, sosyal medya üzerinden hak arayan canım kadınlar, işimiz zor vesselam...

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Melek Kobra, Tiyatronun Unutulmuş Kadınlarından
    Eril sistemin eril tarih yazını pek sevmez, yaşadığı dönemde bin bir türlü zorluğa rağmen başarı göstererek tarihe adını yazdırmış kadınları gelecek nesillerle buluşturmayı. İşte Melek de onlardan biri. Hayatının bir…
  2. Bazı Kelebekler Ölümsüzdür; Mirabel Kardeşler
    1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda Mirabel Kardeşlerin katledildiği gün olan 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü olarak kabul edilir. Mirabel kardeşlerin hikâyesi çok kişi tarafından biliniyordur…
  3. Tarla Kuşu
    Tarla Kuşu
    22 Kasım 2020
    Bazıları için bu kadar zor olmasa keşke hayat. Yakılarak, satırlanarak, betona gömülerek, makasla boğazı delinerek, pompalı tüfekle, bıçakla ve bilumum aletlerle katledilerek yaşamları ellerinden alınan ve bugün sadece kadın cinayetleri…
  4. Madımak ve insanlığı yakan zihniyet
    Kurduğunuz sistemlere yakıt olması adına yaktığınız ateşlerle katlettiğiniz canların yaşanmamışlıklarında nefes aldığınız her an, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasıdır. Yanık et kokusu burnunuzdan hiç eksik olmasın, lakin yanan insan tarafınızdır...…
  5. Kesişen Hayatlarımız
    Kesişen Hayatlarımız
    5 Haziran 2020
    Bugünden geçmişe bakınca ne denli acıyor içim bir kadın olarak; Antik Yunan’da vatandaş sayılmayan kadınlar, Roma’da kuluçka makinasından başka işlevi olmayan, yasal işlemleri için vasi tayin edilen kadınlar. Ortaçağ’da  acımasızca…
  6. Zordur ülkemde işçi kadın olmak
    Siz hiç yangından kurtulmak için 8. Kattan atlayan  kadınların yere çarpan  bedenlerinin sesini duydunuz mu? Siz hiç parmağınızı kaptırmamak için makineden elinizi çektiğinizde ücret kesintisine uğradınız mı? Siz hiç, kibrit…
  7. Covid-19 bahanesiyle ötekileştirilen kadınlar
    Hangi birini konuşalım, evde şiddete maruz kalınca darp raporu almak için  “ya virüs bulaşırsa” korkusuyla doktora gidemeyen kadınları mı, yoksa  annesine şiddet uygulayan babasını, ”ya virüs bulaşırsa” korkusuyla  vicdanen şikayet…
  8. 8 Mart’ın Ardından: Tarih Yazıp Figüran Olmayan Kadınlar
    Birleşik Metal İş Sendikası Kadın Komisyonu'nun 8 Mart feminist gece yürüyüşünün hükümet yetkilileri tarafından engellenmesinin hemen ardından tutum belgesinin açıklaması ve sendika kadın komisyonunun “kadın dayanışması yaşatır, yanınızdayız” pankartı, kadın…
  9. 'Yeter Artık, Kapat Çeneni'
    Kapatıyor gözlerimi ve tüm dünya kadınlarını düşünüyorum.. Sayılar uçuşuyor zihnimde, 407, 440, 474… Cansız bedenleri ile gazetelere manşet olan, kâh sokak ortasında satırla doğranan, kâh saatlerce işkence görüp, vücudu parçalara ayrılan,…
  10. Şiddetin Gölgesinde Dans eden Kadınlar
    Bugün sistemin kapısına gidip “ beni kurtarın” diye yalvaran Ayşe Tuba Arslan, tam 23 kez şikayet dilekçesi veriyorsa bu sisteme ve akabinde sokak ortasında satırla doğranarak öldürülüyorsa sistem çoktan erozyona…
  11. Kadınlar: Ateş hattında Varolmak..
    25 Kasım’da Taksim Meydanında Olmak Neden Bu Kadar Önemli?-- Eril sistem gerek medya, gerek kolluk kuvvetleri, gerek eğitim sistemi ve gerekse üzerinde istediği gibi oynadığı yasalarıyla ülkedeki tüm kadınlara topyekûn savaş…
  12. Tüm çocuklar için biraz umut ve Rabia Naz için de Adalet.
    Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıydı. 23 Nisan, neşe doluyor insan diye başlamak isterdim ama sokaklarda ayakkabı boyayan küçücük çocukların boyalı elleri geliyor aklıma, okul sıralarında olmaları gerekirken…
  13. Diren Sanat, Mutlu Yıllar Türkiye…
    Bu ülkede heykellere tecavüz girişiminde bulunuluyor mesela. Şaka değil bu. Türkiye’nin ilk balerini Meriç Sümen heykeline saldırıda bulunup tecavüz etmeye kalkmadılar mı? Hatırlarsınız, Bursa Cumhuriyet Caddesi’ndeki Kitap Okuyan Kız Heykeli “kızları…
  14. Mağduriyet soslu bir masal: Nafaka
    Siz bugün nafaka konusunda mağduriyetleri gidermek adına düzenleme yapacağız derseniz. O zaman hangi mağduriyet diye sormamız gerekir. Bu kadınlar neden boşanıyorlar bir kere ona bakmak lazım. Bir Varmış, bir yokmuş……
  15. Karma eğitim karmaşası
    Karma eğitim karmaşası
    15 Eylül 2018
    Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan…
  16. Adnan hoca basın özgürlüğüne bir darbe daha indirmenin kılıfı oldu
    Hükümet televizyon kanalları üzerinde kurduğu kuşatmayı internet üzerinden yapılacak olan yayınlara da uygulayacak. Halkın muhalif yayınlara ulaşması engellenecek. Bir zamanlar Altın Nesil yetiştirme çabaları vardı, şimdi de Bilal Erdoğan’ın deyimiyle ‘Erdoğan…
  17.  'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar
    Kadına yönelik şiddet ve cinsel istismarın artışında “Eyy” ve “Ulan”la başlayan cümlelerin yarattığı iklimin bir ilintisi olabilir mi? Her güne aklımızın sınırlarını zorlayan yeni bir haberle uyanıyoruz. Yürek kaldırmıyor artık. İki…

ANALİZ

ANALİZSon HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet Özgen

Son HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet ÖzgenHDP'nin 2014-2015 MYK'sı tutuklandı.. Saraydan talimat alan savcının gerekçesi Kobani protestolarına dayanıyor.…