Devrimci Feminist Paula Rego

Emel Sancaklı

7 Ağustos 2022
Devrimci Feminist Paula Rego

Sanatçının, 1998 yılında yasa dışı kürtaj olan kadınları resmeden pastel eserleri, Portekiz’de ilgi odağı olmuştur ve oluşan kamuoyu baskısıyla,  2007 yılında ikinci bir referandum kampanyası düzenlenir ve kürtaj yasal hale gelir.

Kadınlar tarih boyunca ötekileştirilerek erkeğinin arkasında, evinin hizmetkarı olarak konumlandırılırken, 1935 Portekiz doğumlu İngiliz ressam Rego, kuralları yıkıp sanat eserlerini üreterek, kutsal olarak görülen erkek egemenliğine darbe vuruyor.   Bireyselliğin kontrol ve tüketim biçimlerini ele alan sanatçı, güçlü desen bilgisi, plastik yönü kuvvetli sanat yapıtları ile toplumu yönlendiren kadın rolünü oldukça iyi yansıtıyor. Geçmiş ile bugün arasında kendine ait köhne dünyanın bir parçası olmayıp, keskin bir dil ile eserlerini üretirken, adeta izleyiciyi sorgulatıp,  kadınlara karşı adalet ve şiddet konularında erken yaşta bir politik bilinç ve farkındalık geliştiriyor.  

Kadınların cinsiyet ayrımcılığına uğrayıp, eşitsizliklerle karşı karşıya kalmaları, erkeklerden daha düşük statüde görülmeleri, coşkuları, endişeleri, imtihanları her zaman Rego’nun odaklandığı konular olmuştur.  Feminist harekete olan ilgisinde genç kızlığında okuduğu cinsiyetçi kitaplar etkili olurken, eserleri ile kadınlar için getirmek istediği adaletin sembolü haline gelir.

Portekiz’de kürtajın yasallaşmasıyla ilgili bir referandumun başarısızlığından sonra, bir dizi pastel seri üretim yaparak, kürtaja başvuran kadınların yaşadığı kaygı ve acıyı resmeder.  “Her şeyin ötesinde kadınları ikinci, hatta üçüncü plana atarak ayrımcılık yapmak son derece yanlıştır” der. Hak çatışmalarında nasıl bir yol izlenir,  kürtaj tartışması, hayat hakkı,  kadının kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkına sahip olması gerekliliği ile ilgili eserleri seri halde üretir.

Sanatçının, 1998 yılında yasa dışı kürtaj olan kadınları resmeden pastel eserleri, Portekiz’de ilgi odağı olmuştur ve oluşan kamuoyu baskısıyla,  2007 yılında ikinci bir referandum kampanyası düzenlenir ve kürtaj yasal hale gelir.

Bütün insanların erdem ve haklar bakımından eşit doğduğunu, fakat bu eşitliğin çoğunlukla adalet ile sağlanamadığını anlatan, tecavüz, aile içi şiddet ve doğumla gelen ölümler gibi kadınların durumlarını ele alan eserleri tüm dünyada ses getirir. Sanatçı tüm eserlerinde, empati duygusunu diri tutarak, kadınları kuşatmış olan acı, sıkışmışlık ve endişe duygularını kendi süzgecinden geçirerek tuvaline aktarmıştır. Yazar Fiona Bradley sanatçının bu eserlerini “adaletsizliğe karşı intikam görüntüleri” olarak adlandırır. “Rego’nun kadınları Modigliani’nin kadınları gibi tasvir edilen uzun boyunlu  güzellikleri ile ilgi çeken kadınlar ya da Degas’ın balerinleri estetikliğinden uzak kadınlar değillerdir.” Rego’nun kadınları, hayatın tamamen içinden, bazısı acı içinde kıvranan, bazıları ise seçkin bir ortamda tasvir edilen kadınlardır.

Sanatçının hayalperest dünyasındaki canlı renk kullanımı şiddetin, yok olmanın yeniden doğuşu ile örtüşürken, simgecilik ile adeta kaldırımdan kopardığı taşlarla kadınların hayata tutuşlarını vurgular. Rego’nun birçok eserinde, çocuk, ergen, genç kadın figürlerinin sarsıcı etkisi ile animasyona benzeyen insan ve hayvan karakterleri, mutlu başlayıp, kötü sonla biten hikayelerle tasvir edilirken, eserlerindeki büyülü kompozisyonlarda kesik parmaklar, asılmış kuyruklar travmaya ve tahmin etmediğiniz acı sona da ayna tutar. Sanatçının imgeleri adeta göz kamaştıran bir çatışma ile sizi rahatsızlık veren yerlere götürür. Birbirine dokunduğunda dürtü, adeta korkularımızın bulunduğu yapbozun parçalarıdır. Sanatçı bu parçaları birleştirirken bizi empati yolculuğuna çıkartır. 

Yaşamı boyunca başkaldırma, toplumsal cinsiyet, iktidar konularını eserlerinde ön plana çıkarmıştır.

Ömrünün uzun bir bölümünü Londra’da geçiren sanatçı, 8 Haziran 2022 tarihinde hayatını kaybetti. Ölümü üzerine Portekiz hükümeti ülke genelinde ulusal yas ilan etti. 

Günümüzde tüm dünya toplumlarında cinsiyet ayrımcılığı konusundaki duyarlılığın, Rego gibi sanatçılar sayesinde kadın hareketini etkilemeye, değiştirip dönüştürmeye devam etmesi dileklerimle.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Bread and Pupet ile Röportaj
    1963 yılında Peter  Schumann  tarafından kurulan  Bread and Puppet Theater, kağıt hamuru ve mukavvadan  tasarladıkları dev kuklalarla tanınıyor.  Amerikalı kukla tiyatrosu,  kurulduğu yıldan günümüze kadar şiddetin her türlüsüne karşı çıkarak…
  2. Sanatçı Armağan Ulusoy'la söyleşi
    ''Eğer daha önce çamurdan bir şey yaptıysanız, bunun son derece heyecen verici ama aynı zamanda da sakinleştirici bir süreç olduğunu bilirsiniz. Seramik çamurunun elinizde şekil alması, aklınızdakinin elinizde canlandığını hissetmek,…
  3. Ressam Selin Çelikdelen'le röportaj
    ''Hayatım boyunca bireysel ve umursamaz bir yanım vardı. Tüm dünya karşımda da olsa ben özgün ve özgür bir şekilde yol alan biriyim. İnsanlara ve düşüncelerine saygım var ama kimse beni…
  4. Ressam Ataman Oğuz'la Röportaj: 'Resim Sanatında Deli Tipolojisi'
    “Sanatçı doğası gereği anarşik bir yapıdadır bu durumda yaşantısı ve cesareti ile sanatçıyı toplumunun aykırısı, cüret sahibi yapıyor, belki bu cüretle çılgınlık arasında bir bağ kurulabilir.  Öte yandan halk kuşatamadığı,…
  5. Savaşa sanatla direnen bir kadın: Kathe Kollwitz
    “Gerekçe ne olursa olsun savaşa hayır diyen biri olarak, yüzyıllardan beri birçok sanatçının Kolwitz gibi eserleriyle kendi iç dünyalarındaki yaralarını sardığı apaçık ortada. Pablo  Picasso “Guernika”  ile, Norveçli ekspresyonist  ressam…
  6. Delilik ve Sanatın Rengi
    Delilik ve Sanatın Rengi
    15 Şubat 2022
    ''Eski çağlardan günümüze kadar akıl sağlığı bozulan kişilerin gözlerinin şüpheyle uzaklara ya da hayalimsi bir şeye odaklandığı gözlemlenmiştir. Aslında bu bireyler akışkanlık gereği yakında olan her şeye bakmaktan kaçınırlar.  Çünkü…
  7. Ressam Alpay Aksayar ile Röportaj
    Çok değerli dostum ve hocam Alpay Aksayar ile yine bir aradayız.  Yaklaşık altı yıldır tanıdığım bu değerli isim sanat serüvenimde her zaman yanımda olup anlatım güzelliği ve üslup zenginliğiyle bizlere…
  8. Resim Sanatının Usta İsmi Mehmet Güleryüz
    Türkiye’deki sosyo – kültürel dille dışa vuran,  resimden desene, heykelden  gravüre, tiyatrodan performansa  uzayan,  zengin  bir ifade arayışının gelişim ve dönüşümlerle ışık tutan ismidir Mehmet Güleryüz. Güleryüz, 1980’li yıllarda izlenimciliğe…
  9. Tabuları Yıkan Kadın Ressam; Mihri Müşfik
    Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını ilk başlatan kadın ressamımız Mihri Müşfik’tir. Kadınların ötekileştirilip, yok sayıldığı dönemlerde yaşamış bir kadın ressam olarak var olma mücadelesini hayatının sonuna kadar sürdürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’nda Saray’a yakın…
  10. Karanlığın Ustası; Michelangelo Merisi Da Caravaggio
    Caravaggio’nun resimlerinde siyah renk çok baskındır. Büyük yüzleri aydınlatan kuvvetli ışığın yerine, önemli noktaları kısmi aydınlatan cansız bir ışık gelmiştir. Resimlerinde karanlık hâkim, belirsizlik ve melankolik atmosfer daha yoğundur.    …
  11. Resim Sanatının Filozofu Rembrandt
    17. yüzyılın en büyük Flemenk ressamı, Barok döneminin devidir. Yenilikler yapma yolunda gösterdiği yetenek onu birçok çağdaşından ayırır. Belli öğeleri, daha fazla aydınlanmış ışığı doğru ve hızlı biçimde kullanır. Asimetri…
  12. Rönesans'ın Dehası: Leonardo Da Vinci
    Da Vinci, Padişah II.Beyazıd'a şöyle yazar: İstanbul'dan Galata'ya uzanan bir köprü yapmak istediğinizi, yapabilecek biri bulunmadığı için köprüyü yapamadığınızı duydum. Ben nasıl yapılacağını biliyorum. Dünyaca ünlü bilim insanı ve sanatçı…
  13. Yağlıboyanın mucidi ressam: Jan Van Eyck
    Jan Van Eyck resim sanatında yüz çizgileri ve özelliklerini yansıtarak “Flaman resim tekniğini” ortaya çıkarmıştır.  Gotik dönemin etkisi altında olan Flaman resim sanatını zenginleştirmiş, perspektifi Flaman resim sanatına ekleyerek resim tarihinde kalıcı…

ANALİZ

ANALİZFaşizm ve İç Savaş

Faşizm ve İç SavaşErdoğan- Bahçeli ikilisinin ya da Cumhur ittifakının ülkede iç savaşı da göze…