Kurucu Meclis, Halk ittifakı ve HDP

Mehmet Özgen

23 Eylül 2021
Kurucu Meclis, Halk ittifakı ve HDP

Bugün bizde 2001’in Arjantin durumu yok; mafyalaşmış faşist bir rejim var. Bu nedenle, böyle bir otokratik rejimin cenderesindeki bir ülkede Kurucu Meclis, sadece bir anayasa yapım yöntemi olamaz. Ülkenin ve toplumun yeniden-kuruluşa ihtiyacı var ve Kurucu Meclis, bu yeniden kuruluş için Kurucu irade olarak rol oynamalıdır. Evet, tıpkı Kurtuluş savaşındaki I. Meclis gibi. Ama yeni ve eşitlikçi demokratik bir cumhuriyet kurmak için.

Şili’de halk, referandumla anayasa yapım yöntemi olarak Kurucu Meclisi yetkilendirdi. Bu konu üzerine yeniden* yazmayı düşünmüştüm. Ama ülkede yangın ve sel felaketleri gündemi belirledi. HDP eş genel başkanı Mithat Sancar’ın İndependent-Türkçe’deki röportajını okuyunca yazmaya koyuldum. 

Sancar ‘şunları söylüyor: 

’Düzenin değişmesi gerektiği gerçeğini ıskalayan restorasyon politikalarını doğru bulmuyoruz. Yani mevcut iktidarın bütün bu yanlışlarını, bilinçli rant ve talan politikalarını, devasa sömürü çarkını ve baskı siyasetini eleştirirken bunları sürekli yeniden üreten düzenin de gözden kaçırılmaması gerektiğini söylüyoruz. ‘Devletçi yenilenmeye değil, halkçı bir yönetimin inşasına ihtiyaç var’ derken, bunları kastediyoruz.’’

Parlamenter sistemin Türkiye'nin sorunlarının çözümünde tek başına mutlak bir reçete gibi algılamasını da yanlış buluyoruz.  "Güçlü demokrasi", aynı zamanda yerel demokrasiyi de gerektirir. Yerel demokrasiden kastımız da kuvvetler ayrılığının yerele doğru genişletilmesi, yani yerel yönetimlere yetki ve kaynak devrinin güvence altına alınmasıdır. Yerel demokrasiyi, sadece Kürt Sorunuyla sınırlı bir öneri olarak değil, genel bir sistem veya model önerisi olarak ele alıyoruz. 

Türkiye'de toplumun kendi anayasasını, kendi sözleşmesini yaptığı bir dönem hiç yaşanmadı. Yeni bir başlangıç iradesine en uygun yöntemin "kurucu meclis modeli" olduğunu düşünüyorum’’ (1)

Sancar’ın ortaya koyduğu düzen- karşıtı anlayış ve bu çerçevede genel ve yerel boyutuyla ‘’halkçı bir yönetim’’ inşası olarak demokrasiyi ele alması ileri bir adımdır. Ertuğrul Kürkçü’nün hararetli bir tartışma için ‘yanıcı maddeyi’ sağlayan bu tespitlerin tartışılmamasını, Marx’ın Kapital’in tartışılmamasına ilişkin söylediği ‘’susuş komplosu’’yla kıyaslaması mübalağa olabilir ama özünde doğrudur. (2) Fakat bırakalım ‘uzman-gazeteci kalabalığını’, solun kendi içinde bile üretilen fikirlere karşı böyle bir yoksayma, susma anlayışı yerleşik değil midir?

 *

Bu yazıda, Sancar’ın HDP Eş genel başkanı olarak gündeme getirmiş olmasını olumlu karşılamakla birlikte, Kurucu Meclisi sadece bir anayasa yapım yöntemi olarak değil, bir politik stratejinin hem taktik bir aracı hem de kurucu bir iradenin biçimi olarak ele alıyorum.

TARİH MÜMKÜN-OLAN İÇİN VERİLEN KAVGA İLE YAPILIR

CHP lideri her fırsatta ‘devlet yönetilemiyor, savruluyor, dostlarımızla biz daha iyi yönetiriz’ diyor. Mücadele hattını bu tespit üzerine kuruyor. Temmuz darbesi, 2017 referandumu, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle siyasal düzeyde baş gösteren, ekonomik çöküşle derinleşen ve şimdi toplumsal çürümeye doğru giden çok katlı bir kriiz var. Sosyalist sol açısından, ‘hayır, mesele daha iyi yada daha kötü yönetmek değildir’ diyememek, egemenlik sisteminde, devlette ve toplumda depreme yol açan böyle bir kriz karşısında ve tehlike kadar imkanı da içermesine karşın devrimci durum tespitlerini hatırlamamak büyük bir çelişkidir.

Durum analizleri yapılıyor ama yetmez. Marksist düşünür Ernst Bloch’un söylediği gibi, ‘’verili koşulların analizi bir görüş sahası sunar, ancak ufku sınırlayıcı bir ufuktur. Fakat bununla birlikte, imkan dahilinde olanın araştırılması ise Mümkün Olan’a gider’’. Tarih işte bu somut imkanları fiilileştirmek için, ya da Mümkün-olan için verilen kavga ile yapılır.

‘Başka bir dünya mümkün’. Evet, ama böyle bir dünya ancak biz onu kurmaya karar verip harekete geçersek, mümkün olanı gerçekleştirecek alternatifi, araçları, eylemi ortaya koyarsak mümkün. Topluma kurtuluş ve yeniden-kuruluş alternatifi sunmak, verili durumda eşitlikçi-laik demokratik halk cumhuriyetini somut bir alternatif haline getirmek.. Onların 2023 hedefinin, Birleşik İslam Devletleri adı altında kurulmak istenen ortaçağ kalesinin karşısına tam da bunu koymalıyız. 

İdeolojik, siyasal, sosyal ve kültürel boyutlarıyla, yaşamın tüm alanlarını kuşatan bir paradigma değişiminin radikal sonuçlara, yani toplumsal formasyonun nasıl biçimleneceğini tayin edecek bir eşiğe gelmiş bulunmaktayız. Bu noktada öznel iradenin, yani sosyalist, sosyal demokrat, ilerici, yurtsever, eşitlikçi-özgürlükçü bir cumhuriyetten yana olan politik öncülerin atacağı adımlar, tarihin akış yönünü belirleyecek. Özcesi, asıl mesele, esas olarak öznel iradenin ortaya çıkmasıdır.

EGEMEN PARADİGMADAN KOPMAK

‘Gezi İsyanı’nın birinci yıldönümünde şu analizi yapmıştım: ’Geziden önce, genel olarak, toplumda var olan çelişkiler, eski anlayışların, çatışan paradigmaların baskısı altındaydı. 1. katı-determinist modernizm ve 2. Modernizmin özgürlükçü içerimlerini topyekün reddeden siyasal islam. İlki genel olarak iflas etmişti, 2.sı o iflası sömürerek, geçmişe dönük bir ütopyanın (asr-ı saadet’in) tahrifi üzerinden küresel kapitalizme eklemlenerek kendini kurdu.. Modernizmin özgürlükçü içerimlerini tümüyle yadsırken, onun (genel olarak kemalizm diye ifade edilen) pozitivist aklının baskıcı yönlerine –liberalleri yedekleyerek- direniş potansiyellerini ve eğilimini kullandı. Haziran direnişi işte bu iki paradigmanın sonunu getirdi. Sonunu getirirken 3.cu bir paradigmanın, alternatifin ipuçlarını da ortaya koydu. Kökleri modernizmde ama onun ufkunu aşan bir paradigmanın. İnsanın doğa ile uyum içinde özgürleşmesidir bu.’’ (3) 

Erdoğan ve AKP, Gezi isyanının bu potansiyelini karşı- paradigma olarak fark etti ki, ‘sosyal-kültürel alan üzerinde hakimiyet kuramadık’ özeleştirisi ile birlikte hala bu farkındalıkla gezi korkusunu dile getiriyor. Gerçek şudur ki, AKP’yi iktidarda tutan iç ve dış dinamikler arasındaki uyum, 2013’ten, yani Gezi direnişinden itibaren hızla bozulmuştur. Ama solun, genel olarak, eş düzeyde bir farkındalıkla bir hareket tarzi geliştirdiğine dair henüz ortada kayda değer bir belirti yok.. Oyun Erdoğan ve Cumhur ittifakının belirlediği sahada oynanıyor. Sahanın dışına çıkılmışsa da, bu, sel ve yangın felaketlerinin, (Peker ve Bayraktar örnekleri gibi) içerden çözülmelerin sayesinde oluyor.

Paradigma değişimi devrimci bir sıçramayı içerir. Marx ya da Lenin’e değil, bir bilim felsefecisine müracaat edelim. Thomas Khun bilimsel devrimlerle siyasal devrimler arasında koşutluk kurarak şöyle der: ‘’gerek siyasi gerek bilimsel gelişmede devrimin önkoşulu, düzenin bunalıma varan ölçüde işlerliğini yitirdiğini haber veren belirtilerin algılanmasıdır.’’(4)

Ancak bu algılama, salt algılama olarak kalırsa, bu durumda siyaset, konjonktürün sadece tehlike boyutuna tepki olarak kendisini dışa vurabilir. Oysa devrimci siyaset, tehlikeyi algıladığı kadar, imkanı da kavramalı ve alternatif bir formülasyon ortaya koymalıdır.

Bugün bir halk devrimi stratejisi izlemeden ne demokratik bir anayasa yapılabilir, ne de demokrasi kazanılır.

ANAYASA ve  KURUCU MECLİS

Anayasalar devrim ve karşı-devrimlerin sonucu ya da derin siyasal kriz dönemlerinde gündeme geliyor.. Yeni bir sınıf egemenliğinin siyasi ve ideolojik örgütü AKP varolan demokrasiyi kullanarak iktidar oldu; iktidarını bir postmodern karşı-devrim süreci olarak sürdürdü. Gezi isyanı ile birlikte, egemenliğini, anayasa ve yasaları çiğneyerek, yani diktatörce yürütmeye başladı. Cumhurbaşkanlığını diktatörce ve hatta terörist yöntemlerin bir aracı olarak kullandı. Şimdi geldikleri nokta bu karşı-devrimi, dolayısıyla yeni sınıf egemenliğini güvence altına alma aşamasıdır. Bir başka deyişle, diktatörce kurulan bir sınıf egemenliğini, sosyo-ekonomik ve kültürel, siyasi ve ideolojik düzeyleriyle dengeli ve kalıcı hale getirmektir. Bunu onaylatmaya yarayacak kurallar bütünlüğü olarak yeni bir anayasa ihtiyacı bunun için. Yani Cumhur İttifakının anayasa hazırlığı fiilen kurulan bir diktatörlüğe, siyasal-İslamcı totaliter bir rejime anayasal kılıf geçirmek içindir.. Dolayısıyla, buna herhangi bir şekilde angaje olmak, ona hizmet eder.

Türkiye’nin idari yapısı zaten demokrasinin gelişmesine izin vermeyen merkeziyetçi bir yapıdaydı. Kürt sorunu onu değişmeye zorlayan en başat etken oldu. Başkanlık sisteminin uygulanmasıyla da mutlakiyetçi bir karakter kazandı.. Faşist rejim, eski burjuva ve toplum ve devlet düzenini alttan oyarak felç etti. Düzeni ayakta tutan fiilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denen tek-adam yönetimidir. Bu düzeni yıkıp demokratik cumhuriyeti kuracak toplumsal ve siyasal güçler yeni bir toplum sözleşmesine, dolayısıyla yeni bir anayasaya ihtiyaç duyacaklardır.. Ancak bunu kurucu bir irade yapar.. Yani Kurucu Meclis yapar. Şu anki parlamento böyle bir anayasa yapamaz, bu koşullarda olası yeni bir erken seçimle gelecek bir parlamento da yapamaz. 

KURUCU MECLİS VE GEÇİŞ TALEPLERİ

Soyut bir ‘devrim’ lafı ile yola çıkalım demiyorum elbette. Demokratik Cumhuriyeti hedefliyorsak, bu, halk devrimi stratejisi içinde kurucu bir iradeyi gerektirir ve bu da Kurucu Meclis olabilir. Halk sınıflarının temsilcilerinden oluşan, dolayısıyla, aşağıdan yukarıya doğru kurulan bir meclis. Mahallelerde demokratik savunma / direniş komitelerinden halk meclislerine yükselen bir örgütlenme.

Bugünkü koşullarda, Kurucu Meclis sloganıyla demokratik bir cumhuriyet için kitleleri seferber etmek mümkündür. Cephe örgütlenmesi böyle bir somut amaçla tanımlandığı zaman hız ve anlam kazanır. Çünkü salt zorunluluğun bilinciyle değil, Mümkün olan’ın bilinciyle örgütlenecektir. Kitlelere somut bir hedef gösterecektir. Mümkün olanın bilinci ve pratiği ise süreci devrimcileştirir.

Bu itibarla söyleyebiliriz ki, demokrasi cephesi çağrılarının pratikleşememesinin bir nedeni paradigmatik bir kopuşu tasarlamamak ise, -ki bu, devrim ufkunu yitirmek demektir- diğeri de buna bağlı olarak, bu çağrıların somut bir hedeften yoksunluğudur. Esasen tehlike çanı çalmaktan başka bir anlam ifade etmemelerinin nedeni budur. Şu haliyle sol, genel olarak, düzen sınırları içinde muhalefet eden bir güç konumundadır ve bu aynı zamanda onun güçsüzlüğünün de nedenidir.

Esas olarak sol, sosyalist ve demokrat hareketlerin öncelikli inisiyatif alması gereken cephe örgütlenmesi, şartlara göre, Kurucu Meclis sloganını kitle seferberliğine dayalı halk devrimi için bir taktik olarak savunmayı elden bırakmaksızın, bu Meclis’in, barajların ortadan kaldırıldığı, eşit propaganda imkanlarının sağlandığı parlamenter bir seçimle oluşturulması da bir seçenektir. Bu şekilde seçilecek temsilciler, toplumun temel sorunlarını demokratik, laik, sosyal, eşitlikçi bir cumhuriyetin kurumlarını oluşturmak ve devleti buna göre eril karakterinden de arındırılıp biçimlendirmek göreviyle yüklü Kurucu Meclisi oluşturur. Bu meclisin yapacağı anayasa ile Demokratik Cumhuriyetin ana sütunları belirlenir. Meclisin içinden nisbi temsile göre belirlenecek devrimci geçici hükümet, Kurucu meclisin kararlarını hayata geçirir. Yani kitleleri seferber ederek referandumla yetkilendirilecek bir Kurucu Meclis, salt bir anayasa yapımını değil, radikal tedbirleri alacak, halkın, emekçilerin, kadınların acil taleplerini gerçekleştirecek bir hükümeti de içermelidir.

Bu nedenle, demokratik bir cumhuriyet için Kurucu Meclis sloganı, cephenin ön koşulu olan demokratik ve anti-kapitalist içerikli bir geçiş programı’na dayanmalıdır. Yani geçiş programı, cephenin önkoşuludur. Siyasi hareketlerin anlaşma zemini budur. Bu programın ana talepleri şunlar olabilir: 

Bir suç örgütü haline gelen Erdoğan rejiminin bir savaş suçlusu ve işgalci olarak yargılanması, kendisi, ailesi ve avanesinin edindiği servetin kamulaştırılması; işgal edilen Suriye topraklarından derhal çekilinmesi; bütün katliamların ve siyasi cinayetlerin hesabının sorulması, Kürt sorununun demokratik ve eşitlikçi çözümü, koruculuğun kaldırılması; bütün inanç biçimlerinin eşitliğini sağlayan özgürlükçü laiklik; parasız-bilimsel eğitim ve akademik özerklik; sendikal örgütlenme ve grev özgürlüğü, haftalık çalışma süresinin 35 saate indirilmesi; özelleştirilen kamu işletmelerinin yeniden kamu ve çalışanların denetimine verilmesi; soygun-yolsuzluk-mafyatik düzen ve rüşvet çarkı içinde edinilen sermayenin kamulaştırılması; kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıran ve özgürlüğünü geliştiren politikalar; doğa ve çevrenin sermayenin tahakkümünden ve tahribinden korunması, yasadışı olarak işgal edilen SİT alanlarının geri alınması; seçim barajlarının tümüyle kaldırılması; suç örgütleri haline gelen MİT ve Özel Harekat gibi bütün devlet aygıtlarının lağvedilmesi; islamcılaştırılan ordunun demokratik bir halk ordusu anlayışı ile yeniden inşa edilmesi; sığınmacı ve göçmenlere eşit haklar verilmesi; bütün devlet aygıtlarının emekçi sınıfların çıkarlarıyla uyumlu demokratik yeniden inşası; bağımsız ve adil yargı; gericiliği örgütleyen Diyanet'in kapatılması; iç savaş tehlikesine, cihadçı-paramiliter örgütlere karşı halkın güvenliği için demokratik savunma komitelerinin kurulması.. 

KÜRT HAREKETİ ve HDP

Ulusal demokratik Kürt hareketi uzun bir zamandır demokratik özerklik-demokratik cumhuriyet formülasyonunu savundu.. HDP bu formülasyonu içererek, ilerici kürt hareketi ile, demokrat müslümanlarla, ilerici Alevilerle, sosyalistlerle ittifak temelinde bir Türkiye partisi olarak kuruldu. İçerisinde beş sol parti var. Bu yapısıyla bir cephe örgütüdür. Partinin kapatılmak istenmesinin arkasında HDP’nin hala bir cephe mayası taşıyor olmasındandır. Egemen güçler açısından emekçilerle kürt halkı arasındaki ittifakın kuvveden fiile geçmiş olma hali bile kurulu düzen için başat bir tehdittir. 2015 seçimlerinde bu tehdit algılamasıyla saldırılarını artırarak sürdürüyorlar.

HDP’nin kuruluş yöntemi, işleyiş tarzı veya karar alma süreçlerindeki yöntemi ve politik perspektifi eleştirilebilir. Ancak bu eleştiriler, bugün yeni bir politik yaklaşımla 3.cü cephe olarak onun yeniden-kuruluşuna yol gösterme ve demokratik cumhuriyetin bileşenlerini tanımlayarak bir strateji belirleme sorumluluğunu içermelidir. Kürt sorununun çözümü için de Kürt hareketi dışında Demokratik modernite kavramıyla en az sorunlu olanlarla, yani cumhuriyetçi, laik, kemalist, atatürkçü, sosyal demokrat ve demokrat müslümanlarla ittifak politikası izlemek gerekiyor. Ki bu kesimler çoğunlukla küçük-burjuva tabakalardır. Bütün bu kesimlerin talepleriyle kürt halkının özgürlük talebi eşdeğerli kılınmalıdır. Cephe politikasının esası budur. Sadece sosyalistlerle sınırlı bir ittifak algısını kırmak gerekir. Bu kesimleri (özellikle 60’larda olduğundan daha geri bir durumda olsalar da -kemalistleri) geçmişle bağları üzerinden değil, bugünkü varoluş biçimleriyle değerlendirmek gerekir. Tarihsel gerçekler ders çıkarılması için önemli. Ancak gelecek tasavvuru geçmişin gölgesinde olamaz.

"CHP demokratım, sosyal demokratım diyorsa, kurucu parti olarak bugün rolümü oynamak istiyorum diyorsa, demokratik bir ulusalcı anlayışa sahip olması gerekir. 20. Yüzyıl ortalarındaki arızi ulusalcılığı bırakıp Kurucu Meclisin (Birinci Meclisi kastediyor –M.Ö) ruhuna uygun bir demokratik ulusalcılığa evrilmesi gerekir. Demokratik Ulus olunabilir. Çok farklı kimlikler Demokratik Ulus altında birlik olabilirler. Bu demokratik ulusçuluk Türkiye'nin sorunlarını çözer. CHP’nin de kurucu olmasına uygun bir tutum içinde olmasını sağlar. Ulusalcılık bırakılmasın, ama demokratik ulusçu, demokratik ulusalcı olunsun!" (3)

Mustafa Karasu, demokratik ulus düşüncesini Kurtuluş Savaşını yürüten 1. Meclis’in rolü ve bileşimine atıfta bulunarak, onu olumlayarak dile getiriyor. Böylece demokratik ulus inşasının ve CHP’nin yeniden kurucu bir rol oynama imkanını da (I.Meclis gibi) bir Kurucu Meclisle bulabileceğini ihsas ediyor.

DEVRİM VE KARŞI-DEVRİM DÖNEMLERİNDE KURUCU MECLİSLER

Kurucu Meclis deneyi, içerikleri farklı olsa da, geçici bir biçim olarak, hem sosyalizmin tarihinde, hem de Cumhuriyetin kuruluşunda var. I. TBMM bir kurucu Meclistir. 

Komünistler, Rusya’da Çarlık rejimi koşullarında somut duruma denk gelen başka taleplerin yansıra kurucu meclis talebini de yükselttiler. Bu, o sırada ülkenin somut koşullarını (yani otokratik bir hükümet, gerçek seçimlerin ve parlamentonun olmaması) yansıtan burjuva demokratik bir talepti. O günün devrimci Marksistleri, devrimci mücadelede en geniş halk katmanlarını –yalnızca işçileri değil, köylüleri ve küçük-burjuvaziyi de– harekete geçirmek için, mevcut duruma uygun oldukları ve bir ilerici içerik taşıdıkları ölçüde, demokratik talepleri kullanmaktan kaçınmadılar. Elbette ki devrimin temel dayanağı sovyet örgütlenmesiydi ama Çarlık Rusya’sının somut koşulları altında kurucu meclis talebi en geniş halk katmanlarını ayağa kaldırmaya ve çarlık otokrasisine karşı olanca gücüyle mücadele etmek üzere harekete geçirmeye yardımcı olduğu tarihsel bir olgudur. 

Ülkemizde toplumun ileriye doğru dönüşümü çerçevesinde iki önemli örnek var., 23 Nisan 1920’de toplanan ve Kurtuluş Savaşını yürüten 1. Meclis ve 27 Mayıs’ın Kurucu Meclisi.. 1. Meclis, kurtuluş savaşını yönettiği gibi, yeni devletin temellerini de attı. 1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye), Kürt’üyle, Türk’üyle, Çerkez’iyle, Alevi’si ve Sünni’siyle bütün halk sınıflarının ve onların siyasi temsilcilerinin konsensüsü ile yapıldı. Bu mecliste, sol kanat vekillerin oluşturduğu Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, reformcular, ittihatçılar, Halk Zümresi gibi gruplar vardı. Meclis, Yasama, yürütme ve yargı işlevlerini yüklendi. Hükümet başkanı aynı zamanda meclis başkanıydı. Bakanlar da meclisten seçiliyordu. Bir başka deyişle hem yasama hem yürütme yetkisine sahipti. Açılıştan bir gün önce Mustafa Kemal meclise Meclis-i Müessesan (Kurucu Meclis) adını önermişti. Ama Kazım Karabekir gibi bazı arkadaşları, bunu işgalcilerin ve saltanatın istismar edeceğini ileri  sürerek kabul etmediler. Fakat yine de  Kurucu Meclis özelliğini ‘’olağanüstü yetkilere sahip meclis ifadesi’’ ile dile getirdi. Bu model 1789’da patlak veren Fransız İhtilali’nin 1791 anayasasının askıya alınmasından sonraki ikinci aşamasında 1792’de yeni bir anayasa için seçilen ulusal Konvansiyon’dan (Kurucu Meclis) geliyordu. Ama Konvansiyon devrim meclisi olarak çalıştı ve ilk işi, kralın ülkeyi yönetme yetkisine son vermek ve cumhuriyeti ilan etmek oldu. O da hem yasama hem de yürütme yetkilerini elinde toplamıştı.

Mustafa Kemal, “inkılâpçı zihniyete” sahip milletvekilleriyle Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu” adı altında meclis içinde büyük bir grup kurdu. Diğer gruplar ise 1922 temmuzunda İkinci Müdadafa-i Hukuk Grubunu kurdu. Grup içerisinde; İttihatçı, Bolşevik, muhafazakâr, İslâmcı milletvekilleri bulunuyordu. 1. Meclis 1 Nisan1923’de dağıtıldı, ardından 28 haziranda seçimler yapıldı. 2.ci Grubun üyelerinin tamamına yakını tasfiye edildi. 1924 Anayasasını da bu 2. Meclis yaptı. Tek-parti sistemine ve tek etnisiteye dayalı ulus-devlet inşasına cevaz veren bir sistem kuruldu..

Bu sistemin ilgası, ‘’çok partili’’ (aslında iki partili) yapıya geçildiği 1946 da değil, 27 mayıs 1960 ihtilali sonrasında kurulan Kurucu Meclis iledir. 1924 anayasası ihtilal iradesi ile yürürlükten kaldırıldı. Aslında yalnızca CHP değil, DP de tek parti sisteminin sürdürücüsü oldu. Yani tek-parti rejimi, 1961 ihtilali ve kurucu meclisi ile, onun yaptığı 61 anayasası ile yıkıldı. Tarihsel gerçek budur. Türkiye’nin gördüğü –burjuva anlamda- en demokratik anayasa da budur. 61 Anayasasını yok etmek için iki darbe yapıldı..12 mart darbesi Anayasayı kısmen değiştirebildi. 12 Eylül darbesi ise tamamen ilga etti.. Oluşturduğu Danışma Meclisi, bugünkü 82 anayasasını hazırladı. Bir karşı- devrim meclisi olarak işlev gördü. Erdoğan ve Bahçeli de aynı yolu izleyerek, bugünkü Meclis yerine, bir Danışma Meclisi ve belki Dıvan-ı Hümayun kurmak niyetindedirler. Diyanet işleri başkanını Şeyhülislam mertebesine yükseltmeleri bu ikincisini de akla getirmektedir.

KURUCU MECLİS ve CEPHE

Kurucu Meclisi, emekçi sınıf ve diğer halk katmanlarının oluşturduğu yerel halk meclislerinin ulusal kongresi olarak düşünmek gerekir. Daha doğrusu bu meclisler, hem özyönetim karakteri, hem de Paris Komününden bu yana emekçi sınıfın geliştirdiği örgütlenme biçimleri ile özdeş oldukları için Kurucu Meclise temel teşkil edebilirler.. Kitleler bu özdeş biçimlerin nüvelerini Gezi direnişinde forumlar olarak, komün olarak pratik mücadele içinde özdeneyim olarak da yaşadı. Kürt halkı, bu meclis örgütlenmelerinin içinde direnişini sürdürdü. Bu meclislerin birleştiği düzey ve emekçi kitlelerin tam demokrasiye ulaşma hedefinin devrimci-kolektif iradesi de, bu tarihsel aşamada, anti faşist halk cephesi olabilir. Halk sınıflarının oluşturduğu bir cephe, halk devriminin kesintisizliğinin / sürekliliğinin de güvencesi olur. Bu irade, faşist diktatörlüğe karşı mücadele eden diğer sınıfların kendi özgül örgütlenmelerini yaratmalarını kamçılayacak ve onların siyasi hareketlerini halkın talepleriyle daha uzlaşır temsilciler seçmeye zorlayacaktır. Somut durumda Millet İttifakını daha demokratik çizgiye çekmekte ya da onların mevcut rejimi restore etmek veya belirsiz bir parlamenter demokrasi anlayışlarının içyüzünü ortaya koymakta basınç oluşturacaktır. Sonuçta bütün kesimlerin Kurucu Meclis sloganı altında diktatörlüğe karşı birleşmesini büyük ölçüde sağlayabilecektir..

Elbetteki bu kesintisizliğin asıl güvencesi, bir yandan emek cephesinin yaratılmasıdır. Emek cephesinin yer almadığı devrimci bir süreç, ne demokratik cumhuriyete, ne de emekçi sınıfın demokrasisine giden yolu açar. Üstelik, tarih, emekçi sınıfın gücü örgütlenip toplumu değiştirmek üzere harekete geçirildiğinde, en güçlü devlet aygıtının bile bu örgütlü güç karşısında direnemediğini gösterir. Emekçi sınıfın elinde muazzam bir güç vardır. Çalışanlar izin vermedikçe, tek bir ampul yanmaz, tek bir çark dönmez, tek bir uçak uçmaz.. O yüzden işçi sınıfının politik birliğini, emek cephesi formuyla örgütlemek kaçınılmazdır. Sosyalistlerin asıl birincil görevi budur. Bu birliğe şu veya bu gerekçeyle yanaşmayanlar, kendi grup çıkarlarını öne alanlar, sıfatları komünist de olsa gericidirler. Çünkü faşizme karşı işçi sınıfının politik birliğini inşa etmeye engel olarak, aslında faşizme hizmet etmiş olurlar.

Yerel Halk Meclisleri işçi sınıfının politik örgütlenmesinde önemli bir kaldıraç olabilir. Toplumun yoksul ve ezilen kesimleriyle işçi sınıfı arasındaki ittifak bu meclisler vasıtasıyla hayata geçirilebilir. Halk iktidarının nüveleri de bu meclislerdir. Emek cephesinin temel bir bileşen olduğu güçlü yerel meclisler devrimin sürekliliğine imkan veren örgütlenmelerdir. İşte bu bakımdan söz konusu gericiliği mahkum etmek yaşamsal önemdedir. 

SONUÇ

1. Kurucu Meclis, farklı koşullarda farklı bir içerik ve anlam taşır. Nisbi demokratik koşullarda, mesela Şili’de, demokratik, eşitlikçi bir anayasa için halk hareketi sağcı başkanı Kurucu Meclisi referanduma sunmak zorunda bıraktı. Başkan Piñera’nın polisi ve askeri işçilere ve halka karşı sokağa sürmesi, binlerce eylemciyi tutsak alması, öncülere davalar açması, paramiliter çeteleri silahlandırarak iktidarını mafyatik girişimlerle sürdürmeye çalışması sonuç vermedi.Temmuz ayında 78 erkek ve 77 kadın Kurucu Meclis üyesi seçildi. Öte yandan, 2001’deki Arjantin halk ayaklanması sürecinde Kurucu Meclis gündeme gelmişse de, devrimci marksistler anti-kapitalist bir örgütlenme olarak Halk Meclislerini alternatif olarak savundular. Bugün bizde 2001’in Arjantin durumu yok; mafyalaşmış faşist bir rejim var. Bu nedenle, böyle bir otokratik rejimin cenderesindeki bir ülkede Kurucu Meclis, sadece bir anayasa yapım yöntemi olamaz. Ülkenin ve toplumun yeniden-kuruluşa ihtiyacı var ve Kurucu Meclis, bu yeniden kuruluş için Kurucu irade olarak rol oynamalıdır. Evet, tıpkı Kurtuluş savaşındaki I. Meclis gibi. Ama yeni ve eşitlikçi demokratik bir cumhuriyet kurmak için.

2. Yukarıda HDP’yi bir cephe örgütlenmesi olarak tanımladım. Bu bir gerçeklik ve aynı zamanda imkandır. Yapılması gereken, partiyi daha geniş bir cephe örgütlenmesine dönüştürmek ve cephe birliğini sağlayacak daha demokratik işlerliğe kavuşturmaktır. Ve tabii sosyo-ekonomik kimlikler, sınıfsal çıkarlar üzerinden bir siyaset tarzını öncelemektir. Ortak bir kimlik olarak, HDP ve bileşeni olmayan sol-sosyalist parti ve örgütler ve kürdistani partiler Halk Cephesi ya da (Millet İttifakı modelinde) Halk İttifakı adı altında birleşebilir, birleşmelidir. Bu ittfakla seçime gidilmelidir. 

3. Erdoğan-Bahçeli faşizminin, rejimlerini sürdürebilmek için her yola, provokasyona, şiddete, Temmuz darbesi gibi tertiplere başvurma ihtimali yüksektir. Hatta sömürgeci bir politikayla, yol-okul, hastane yaptıkları, altyapı hizmeti götürdükleri, elektriğini Türkiye’den verdikleri cihatçı-terörist yuvası İdlib’i ve hatta Afrin’i ilhak edebilirler. Diyanet başkanının fiilen Şeyhülislam mertebesine yükseltilmesi, selama merhabaya kadar cemaat ve tarikatlarla kolkola hayatın her alanına sunni-selefi söylemleri taşıyarak ideolojik hegemonyalarını genişletme çabası olduğu kadar, dinci-laik, alevi-sunni çatışmasını kışkırtmaya yönelik olduğu da tartışma götürmez.

Ancak tehlikeleri dikkate alarak ve Kurucu Meclis şiarı ile Halk İttifakının en kısa sürede kurulması, hem HDP’yi kapatma girişimini berhava edecek hem de kitlelere umut ve cesaret verecektir.

--------------------------------------------------------------------

*Kurucu Meclis İle ilgi ilgili ilk yazıyı 2016’da temmuz darbesinin hemen ertesinde yazmıştım. Öneri olarak da, 2017’de HDP eş genel başkan yardımcısı İşyar Özsoy’a verdim. Bu yazı, temel argümanlarını koruyarak öncekinin güncelleştirilmiş halidir. Önceki yazı: https://www.politez1.com/detail/-/7137/efendisiz-vesayetsiz-demokratik-cumhuriyet-icin-kurucu-meclis#.YUir4J5KjX0

1.https://www.indyturk.com/node/407621/r%C3%B6portaj/yeni-ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7-i%C3%A7in-kurucu-meclis

2. https://siyasihaber6.org/hdp-seviyeyi-yukseltirken

3. /http://www.politez.com/detail/-/4294/gezi-isyani-turkiyenin-1905idir

4.Thomas S. Khun, Bilimsel Devrimlerin Yapısı, s.105 Alan y. 1982

5. http://www.politez.com/detail/politez-/6561/karasudan-chpye-tamam-ulusalci

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Mihri Belli’den kalan: Devrimin güncelliği
    ''Geçmişin devrimcilerini, sosyalist eylemcilerini, sadece yaşamlarını devrime adadıkları için değil, örnek mücadeleleri ve harekete düşünsel ve pratik katkıları ile de değerlendirmeli ve anmalıyız. Bu, öncelikle, onların pratiklerini eleştirel süzgeçten geçirerek…
  2. Güzel bir insan, kararlı bir devrimci: Şaban Ormanlar
    Şaban Ormanlar entelektüel birikimi olan, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde özverili katkıları kadar marksist hareketteki teorik tartışmaları da takip eden onurlu, dürüst bir insan ve kararlı bir komünistti. Onu ilkin TRT…
  3. Faşist MHP Kapatılmalıdır!
    Bu partinin mafya liderleri ile, eski kontrgerilla artıkları ve Susurluk çetesi ile iç içe geçtiği, dolayısıyla, hem insanlığa karşı, hem de mafyatik suçların ODAĞI olduğu görünen bir gerçek. Peki, bunlar…
  4. Finale  Doğru
    Finale Doğru
    26 Nisan 2021
    Biliyorsunuz iktidarın, içeriği artık ayan beyan olan 2023 hedefi var.. Cumhuriyeti 100. cü yılında ilga edip onun yerine otokratik islamcı bir devletin ilan edilmesi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ya da tek-adam…
  5. Yeni-Osmanlı Galaksi İmparatorluğu:)
    Kainatın efendisine naçizane teklifimiz şudur ki, Aya gidecek ilk kafile, Hz. Nuh’un kendisine inanmayarak gemiye binmeyen oğlunu ikna etmek için ‘’cep telefonu ile görüştüğünü’’ ortaya koyan İÜ Deniz Bilimleri Fakültesi…
  6. Seçimler Amerikan toplumundaki yarılmayı açığa çıkardı
    Pensilvanya’daki seçimleri önde bitirmesiyle 20 delege daha kazanması kesinleşen Biden, 46. ABD başkanı olarak anılmaya başlandı bile. Şimdiki tartışma, Trump’ın White House’tan nasıl çıkartılacağı üzerine. Bilindiği gibi, 65 milyonu aşkın…
  7. Egemen paradigmanın içindeki ‘Muhalefet’
    Öznel müdahalenin öncelikle yönelmesi gereken hedeflerden biri, bütün hareketlerde, ama özellikle emek hareketinde emekçi demokrasisini (proleter demokrasiyi) örgütlemek yerine kendi grupsal iktidarını örgütleme anlayışıdır. Bunun devrimci Marksizmle bir alakası yoktur.…
  8. Devletin emperyalist siyaseti, faşizm ve Kürt sorunu
    Krizin görüngülerinden biri ABD hegemonyasının çökmekte oluşu. Büyük ihtimalle hegemonya krizi çoklu seçeneklerle uzun süre devam edecek. Bu seçenekler şimdilik Çin, Rusya, Hindistan olarak görünüyor. Bölgesel hegemonya mücadelesi içinde olanlar…
  9. Dayanışma
    Dayanışma
    21 Mayıs 2020
    Sosyalist politika, geleceği bugüne izdüşüren bir yaklaşımla hareket eder. Bir başka deyişle onun temeli, alternatif bir toplumsal ilişki biçimini geliştirmektir. Bu ilişki biçimi, egemen ilişki tarzına karşıt alternatif nüve olarak…
  10. AKP-MHP’li vekiller deyyusların ‘siyasi’ temsilcileri mi?
    Bu iktidara karşı direniş anayasal bir haktır ve meşrudur. Ait olduğu yere, tarihin çöplüğüne gönderilmesi yaşamsal olduğu kadar artık ahlaki bir sorundur. Fezlekesini yazmanın zamanı çoktan geçti bile.. İnfaz yasası koronavirüse…
  11. Cumhuriyeti mi, tasfiyesini mi kutluyorsunuz!
    Zira Cumhuriyetin ilkeleri, başta laik sistem, onun birincil uygulama alanı eğitimin akla ve bilime dayalı temelleri yok edilmiş durumda. Devlet aygıtları islamileştirilmiş, cumhuriyet ordusu, Son Suriye harekatının da gösterdiği gibi,…
  12. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  13. Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı
    Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak…
  14. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  15. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  16. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  17. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  18. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  19. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  20. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  21. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  22. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  23. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  24. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  25. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  26. 14 Haziran 2016
  27. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  28. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  29. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  30. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  31. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  32. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  33. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  34. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  35. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  36. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  37. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  38. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  39. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  40. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  41. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  42. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  43. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  44. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  45. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  46. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  47. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  48. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  49. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  50. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  51. 25 Haziran 2013
  52. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  53. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  54. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  55. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  56. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  57. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  58. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  59. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  60. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  61. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  62. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  63. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  64. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  65. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  66. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  67. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  68. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  69. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  70. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  71. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  72. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  73. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…

ANALİZ

ANALİZFaşist MHP Kapatılmalıdır!

Faşist MHP Kapatılmalıdır!Bu partinin mafya liderleri ile, eski kontrgerilla artıkları ve Susurluk çetesi ile…