Kadın Katillerini Yetiştiren Kim?

Gamze Şimsek

1 Nisan 2021
Kadın Katillerini Yetiştiren Kim?

Her gün en az 3 kadının öldürüldüğü, kadın katillerinin korunduğu, kadınların yaşam haklarını savunmak için kuş misali çırpındıkları bir ülkede yukarıdaki sözleri söyleyenin bir kadın olmamasını çok isterdim ama gene de biz, “ kadın kadının yurdudur” demeye ısrarla devam ederek, bilmemek ayıp değil ama öğrenmemek ayıp diyerek konumuza girelim.

Şiddet nedir? Ne gibi yansımaları olur insan ruhuna? Bunu ancak şiddeti bilfiil yaşayan bilir. Ama şiddetin direkt mağduru olan kadınların şiddeti doğuran çocukları yetiştirmekle suçlanması kadar kadınları yaralayan bir şey yoktur diye düşünüyorum.

Bu yazıyı okuyanlar arasında da AKP Kayseri Milletvekili Hülya Atçı Nergis’in fikrini destekleyerek,  şöyle bir düz mantık kuracak olanlar çıkabilir. Şayet şiddeti uygulayan erkekler onları yetiştiren annelerin rahle-i tedrisatından geçiyorsa, o zaman bu şiddet kadınlar eliyle üremektedir.

Şimdi bu cümleyi biraz da parçalayarak anlamaya çalışalım…

'..şiddeti uygulayan erkekler..': Profilleri çok çeşitlidir, her birinin geçmişinde değişik travmalar mevcuttur ve fakat yasadıkları hayatların yaptıkları eyleme olan etkisi, işledikleri suçu hafifletmez. Kısacası ne yaşamış olurlarsa olsunlar, bu onların bizi pataklamalarına, bizleri taciz etmelerine, bedenimiz üzerinde hak iddia etmelerine ve en nihayetinde bizleri katletmelerine geçerli bir mazeret sayılamaz. Kısacası biz kadınlar, onların hayatlarını temize çekecekleri yazboz tahtaları değiliz en nihayetinde.

'..onları yetiştiren anneler..' :  Bu tanımlama çok sorunlu. Neden dersek, şiddetin otorite ve güç algısı ile ilişkisi var mıdır? Evet, vardır. Hem de çok yakinen. Peki, coğrafya kader midir? Evet kaderdir. Bana genel geçer bir ahlak kavramı tanımı yapar mısınız, diye sorsam bunu yapabilir misiniz? Antik Yunan’daki ahlak kavramı ile Orta Çağ’daki ahlak kavramı ya da 21. Yy’deki ahlak kavramını aynı cümlelerle özetleyebilir misiniz? Tabi ki hayır…

Çocukları yetiştiren sadece anneler midir?

Biz insanlar özgür irademiz dışında bir şekilde var oluyoruz, değil mi? Yaşadığımız coğrafyayı belirleyemiyoruz, ailemizin kimler olacağına karar veremiyoruz. Buraya kadar bir seçme şansına sahip değiliz ve şunu söyleyebiliriz. Entelektüel olan ve ekonomik koşulları yüksek olan bir ailede doğmakla, daha alt sınıftan ve eğitim seviyesi düşük bir ailede doğmamız, bizim yaşam serüvenimizi bittabi etkileyebilir, ama şunu söyleyemeyiz, hangi sınıfa ait olursak olalım bizim hayatta konumlanışımız ve olaylara bakış açımızı yüzde yüz ailemiz belirler diyemeyiz. Çünkü bizler bir sistemin içinde var oluyoruz. Antik çağda yaşasaydık köleci sistemin bir ürünü olacaktık, Ortaçağda doğsaydık feodal sistemin şekillendirdiği bireyler olacaktık. Yani hangi çağda yaşarsak yaşayalım, o çağın üretim ilişkilerinden bağımsız olarak şekillenemeyecekti hayata bakış açımız.

Bu bağlamda baktığımızda, İngiliz Filozof John Locke’un, “insan doğduğu anda boş bir levha gibidir” diyerek, insanın doğuştan günahkâr olduğu inancına karşı çıkışına katılmamak imkânsız. Evet, insan boş bir levha gibidir ve yaşadığı çağın düşünce yapısı bu levhayı biçimlendirir. 

Şiddet, içinde yaşanılan toplumun koşullarında büyür ve gelişir.

Toplumsal cinsiyet kavramına odaklanmak konuyu kavramamıza yardımcı olacaktır. Neden toplumsal cinsiyet eşitliği diyoruz ısrarla? Bizler dünyaya gözümüzü açar açmaz renklerle karşılaşmıyor muyuz? Erkek kimliği mavilerle, kız kimliği ise pembelerle bütünleşerek oluşmuyor mu? Ama çocukların odalarını hazırlayan anneler, demek; içinde yaşadığınız toplumun anlatı ve sözlü kültürünü yadsımak demektir. Bebeklerle oynayan erkek çocuğuna; “erkek adam bebekle oynamaz diyen” anne midir, yoksa anneye bunu söyleten toplumun yazılı olmayan kuralları mıdır? Çocuğu okulda arkadaşlarından dayak yediği zaman, “erkek dediğin dayak yemez, dayak atar” diyen midir suçlu, yoksa ona bu sözü söyleten sistem midir? Bizler, ancak içinde yaşadığımız ilişkilerin belirlediği alanlarda çocukları yetiştiren anneleriz, daha ötesi değil. Bu da böyle bilinsin. Ayrıca anne ve babanın birlikte dünyaya getirdiği çocuğun yetiştirilmesini sadece anneye mal etmek nasıl bir ortaçağ zihniyetidir?

Çekirdek aile devletin otoritesini yeşerttiği ve büyüttüğü alandır. Ailede atılan bu tohumlar, eril, muhafazakâr, militarist, milliyetçi ideolojiler perspektifinde sulanır ve büyür. Toplumsal cinsiyetle ilk olarak çocukluk döneminde çocuk oyunlarında tanışır, kız ve erkekler. Kızlar minyatür fırınlarda yemek pişirip, oyuncak bebeklerini kucaklarında sallarlarken, erkekler süpürgeden atlarına binip ellerindeki tahta kılıçlarla savaşa girişirler. Ergenlik döneminde ilk adet döngüsüyle “kirli” kabul edilen kızlar, başlarına gelenin ne olduğunu anlamadan, adet günlerinin travmasıyla boğuşurken, daha küçük yaşlarda sünnet törenleriyle penis iktidarına ilk adımlarını atan erkekler, ergenliklerinde başlarlar köşe başlarını tutmaya ve “ahlaklı kızların yeri evi” olduğuna göre hak görürler kendilerine, sokaktaki kız çocuklarını taciz etmeyi…

Okula başladıklarında, kızlar kavgaya karışırlarsa “cadaloz, yaramaz kız” olarak adlandırılır, erkeklerse arkadaşlarını dövdüklerinde “aslan oğlum” benim diye karşılanırlar. Kızlara öğretilmek istenmeyen alandır, güç ve iktidar alanı. Bu mayınlı alanın sahibi erkeklerdir. Aileden sokağa, sokaktan okula adım adım erkeklik-iktidar ilişkisini içinde büyüten erkek çocukları, anlı şanlı askere yollama törenleriyle uğurlandıkları kışlalarda, cesaretin erkeklikle, zayıflığın kadınlıkla tanımlandığı militarist, şoven söylemlerle zihniyet dönüşümlerini tamamlamış olurlar.

Ve bu “cesur erkekler”, artık şunu bilirler; onlar bu dünyanın efendileridir ve kadınlarsa onlara itaat etmek için yaratılmış varlıklar… Bu itaat alanının dışına çıkan kadının ise ne ile karşılaşacağı artık bellidir. Psikolojik, ekonomik, cinsel ve fiziksel şiddet… 

Hala, çocukları yetiştiren annelerdir diyebilir miyiz? 

Evimizin içindeki televizyonlar her an, kadını alçaltan ve onu ilk zora girdiğinde tokatlayan erkeklerle doluysa ve o çocuklar da bu dizilerle büyüyorlarsa, çocukları yetiştiren annelerdir diyebilir miyiz? 

Ülkenin yönetim kadrosu” kadının erkeğe eşit olması fıtrata ters” diyerek toplumsal algıyı şekillendirirken, çocukları anneler yetiştiriyor diyebilir miyiz?

Okullarda kız çocuklarının erkeklere itaat etmeleri salık verilirken,  katledilen kadınların katliamından ziyade, acaba ne kusuru vardı da adam, kadını öldürdü tartışmaları sosyal medyadan yapılırken çocukları anneler yetiştiriyor diyebilir miyiz?

Erkeklerin penisleri üzerinden iktidar alanları yaratılırken, kendisine tecavüz edilen kadınlar öz savunma yaparak, hayatta kalıyorlar demek yerine, onları müebbet hapse mahkûm eden ama kravatlı erkeklerini koruyan hükümetler varken biz, bu katliamları yapan erkek çocuklarını kadınlar büyütüyor ve şiddet kadınlar eliyle büyüyor diyebilir miyiz?

Şiddet, tamamıyla politik bir konudur ve eril alanla ilgilidir. Ve şiddetin nihai sonucu olan kadın cinayetleri politiktir ve maalesef kadınları katleden canileri doğuran da ve onların yaptıkları katliamlara rağmen onlara üzülen de kadınlardır.

Tıpkı Rakel Dink’in söylediği gibi “bebekten katil yaratan” o zihniyeti oluşturan kadınlar değildir. Bunun dışında kadınların bu cinayetlerle tek ilişkisi, içinde yaşadıkları toplumda, evlatlarından katil yaratan zihniyete karşı savunma olanaklarının kısıtlı olmasıdır, başka da bir şey değil…

 

Yazıya ait görselde yer alan Tablonun sanatçısı: Medha Srivastava

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Kadınların Sahnesi Yeni Başlıyor
    Son zamanlarda tüm dünya kadınlarını da içine alarak belki, ama en çok da kendi ülkemin kadınlarını düşününce görüyorum ki, hep kanlı oyunların başrolünü oynamak biz kadınlara düşüyor. Ve maalesef ki,…
  2. Makbul Analık Sorgusu
    Makbul Analık Sorgusu
    9 Şubat 2021
    Aile yapısının sağlamlığının göstergesi, AKP hükümetinin 2012-2019 yılları arasında %1400 artış göstermiş olan kadın cinayetleri midir? Evlenme oranları azalırken, boşanma sayılarının her geçen gün hızla artış göstermesi midir? Yoksa, aile…
  3. Bir Sonra Katledilecek Kadın Ya Sen İsen?
    Evet, bir sonrakinin sen olma olasılığı çok yüksek, senin olası katilinin de bir kravat, iki pişmanlıkla davasının en kısa sürede kapanması da çok olası. Velev ki, katledilen sen olmasan dahi,…
  4. Taciziniz Batsın
    Taciziniz Batsın
    12 Aralık 2020
    Kadınlar katlediliyor, “acaba ne yaptı da adam onu öldürdü?” diyorlar, kadınlar taciz ediliyorlar, tacizcileri“e sen de böyle elbise giymeseydin“ diyor, kadınlar tacizcilerini açıklıyor. Tacizciler çıkıp özür diliyor, ''e adam özür…
  5. Melek Kobra, Tiyatronun Unutulmuş Kadınlarından
    Eril sistemin eril tarih yazını pek sevmez, yaşadığı dönemde bin bir türlü zorluğa rağmen başarı göstererek tarihe adını yazdırmış kadınları gelecek nesillerle buluşturmayı. İşte Melek de onlardan biri. Hayatının bir…
  6. Bazı Kelebekler Ölümsüzdür; Mirabel Kardeşler
    1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda Mirabel Kardeşlerin katledildiği gün olan 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü olarak kabul edilir. Mirabel kardeşlerin hikâyesi çok kişi tarafından biliniyordur…
  7. Tarla Kuşu
    Tarla Kuşu
    22 Kasım 2020
    Bazıları için bu kadar zor olmasa keşke hayat. Yakılarak, satırlanarak, betona gömülerek, makasla boğazı delinerek, pompalı tüfekle, bıçakla ve bilumum aletlerle katledilerek yaşamları ellerinden alınan ve bugün sadece kadın cinayetleri…
  8. Madımak ve insanlığı yakan zihniyet
    Kurduğunuz sistemlere yakıt olması adına yaktığınız ateşlerle katlettiğiniz canların yaşanmamışlıklarında nefes aldığınız her an, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasıdır. Yanık et kokusu burnunuzdan hiç eksik olmasın, lakin yanan insan tarafınızdır...…
  9. Kadınlar ve bekçiler
    Kadınlar ve bekçiler
    7 Haziran 2020
    Tüm toplumu tehdit eden bu oluşum, bilhassa kadınlar açısından çok tehlikeli sonuçlara varabilecek bir kurum haline gelecektir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemeyen hiçbir uygulama kadınların yararına olmayacaktır. Kentlerin cinsiyetleri vardır ve…
  10. Kesişen Hayatlarımız
    Kesişen Hayatlarımız
    5 Haziran 2020
    Bugünden geçmişe bakınca ne denli acıyor içim bir kadın olarak; Antik Yunan’da vatandaş sayılmayan kadınlar, Roma’da kuluçka makinasından başka işlevi olmayan, yasal işlemleri için vasi tayin edilen kadınlar. Ortaçağ’da  acımasızca…
  11. Zordur ülkemde işçi kadın olmak
    Siz hiç yangından kurtulmak için 8. Kattan atlayan  kadınların yere çarpan  bedenlerinin sesini duydunuz mu? Siz hiç parmağınızı kaptırmamak için makineden elinizi çektiğinizde ücret kesintisine uğradınız mı? Siz hiç, kibrit…
  12. Covid-19 bahanesiyle ötekileştirilen kadınlar
    Hangi birini konuşalım, evde şiddete maruz kalınca darp raporu almak için  “ya virüs bulaşırsa” korkusuyla doktora gidemeyen kadınları mı, yoksa  annesine şiddet uygulayan babasını, ”ya virüs bulaşırsa” korkusuyla  vicdanen şikayet…
  13. 8 Mart’ın Ardından: Tarih Yazıp Figüran Olmayan Kadınlar
    Birleşik Metal İş Sendikası Kadın Komisyonu'nun 8 Mart feminist gece yürüyüşünün hükümet yetkilileri tarafından engellenmesinin hemen ardından tutum belgesinin açıklaması ve sendika kadın komisyonunun “kadın dayanışması yaşatır, yanınızdayız” pankartı, kadın…
  14. 'Yeter Artık, Kapat Çeneni'
    Kapatıyor gözlerimi ve tüm dünya kadınlarını düşünüyorum.. Sayılar uçuşuyor zihnimde, 407, 440, 474… Cansız bedenleri ile gazetelere manşet olan, kâh sokak ortasında satırla doğranan, kâh saatlerce işkence görüp, vücudu parçalara ayrılan,…
  15. Şiddetin Gölgesinde Dans eden Kadınlar
    Bugün sistemin kapısına gidip “ beni kurtarın” diye yalvaran Ayşe Tuba Arslan, tam 23 kez şikayet dilekçesi veriyorsa bu sisteme ve akabinde sokak ortasında satırla doğranarak öldürülüyorsa sistem çoktan erozyona…
  16. Kadınlar: Ateş hattında Varolmak..
    25 Kasım’da Taksim Meydanında Olmak Neden Bu Kadar Önemli?-- Eril sistem gerek medya, gerek kolluk kuvvetleri, gerek eğitim sistemi ve gerekse üzerinde istediği gibi oynadığı yasalarıyla ülkedeki tüm kadınlara topyekûn savaş…
  17. Tüm çocuklar için biraz umut ve Rabia Naz için de Adalet.
    Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıydı. 23 Nisan, neşe doluyor insan diye başlamak isterdim ama sokaklarda ayakkabı boyayan küçücük çocukların boyalı elleri geliyor aklıma, okul sıralarında olmaları gerekirken…
  18. Diren Sanat, Mutlu Yıllar Türkiye…
    Bu ülkede heykellere tecavüz girişiminde bulunuluyor mesela. Şaka değil bu. Türkiye’nin ilk balerini Meriç Sümen heykeline saldırıda bulunup tecavüz etmeye kalkmadılar mı? Hatırlarsınız, Bursa Cumhuriyet Caddesi’ndeki Kitap Okuyan Kız Heykeli “kızları…
  19. Mağduriyet soslu bir masal: Nafaka
    Siz bugün nafaka konusunda mağduriyetleri gidermek adına düzenleme yapacağız derseniz. O zaman hangi mağduriyet diye sormamız gerekir. Bu kadınlar neden boşanıyorlar bir kere ona bakmak lazım. Bir Varmış, bir yokmuş……
  20. Karma eğitim karmaşası
    Karma eğitim karmaşası
    15 Eylül 2018
    Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan…
  21. Adnan hoca basın özgürlüğüne bir darbe daha indirmenin kılıfı oldu
    Hükümet televizyon kanalları üzerinde kurduğu kuşatmayı internet üzerinden yapılacak olan yayınlara da uygulayacak. Halkın muhalif yayınlara ulaşması engellenecek. Bir zamanlar Altın Nesil yetiştirme çabaları vardı, şimdi de Bilal Erdoğan’ın deyimiyle ‘Erdoğan…
  22.  'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar
    Kadına yönelik şiddet ve cinsel istismarın artışında “Eyy” ve “Ulan”la başlayan cümlelerin yarattığı iklimin bir ilintisi olabilir mi? Her güne aklımızın sınırlarını zorlayan yeni bir haberle uyanıyoruz. Yürek kaldırmıyor artık. İki…

ANALİZ

ANALİZSon HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet Özgen

Son HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet ÖzgenHDP'nin 2014-2015 MYK'sı tutuklandı.. Saraydan talimat alan savcının gerekçesi Kobani protestolarına dayanıyor.…