Melek Kobra, Tiyatronun Unutulmuş Kadınlarından

Gamze Şimsek

26 Kasım 2020
Melek Kobra, Tiyatronun Unutulmuş Kadınlarından

Eril sistemin eril tarih yazını pek sevmez, yaşadığı dönemde bin bir türlü zorluğa rağmen başarı göstererek tarihe adını yazdırmış kadınları gelecek nesillerle buluşturmayı. İşte Melek de onlardan biri.

Hayatının bir dönemini parlak ışıklar altında geçirmiş ama sonrasında hastane köşelerinde yalnızlık ve sefaletle hayata gözlerini yummuş kadınları düşündükçe sızlar yüreğim.

Afife Jale misal, o nasıl hüzünlü bir yaşamdır… Kapatıldığı akıl hastanesinde 33 yılını geçirdikten sonra “bunca yıl sessiz kalmak için ben ne yaptım” diyen Camille Claudel… Ya bugün ölüm yıldönümü olan Melek Kobra…

Melek Kobra,  3 farklı soy ismine sahip bir kadın. Önce Melek Ezgi, ardından Melek Tayfur ve son olarak da günlüklerinin üzerine kendi el yazısı ile yazdığı adının hemen ardından bir soru işareti. İkincisinde bir nokta ve üçüncüsünde ise bir ünlem.

24 yıllık kısacık hayatına nasıl bir hüzün sığdırdı ki en sonunda da kendisine “Kobra” soyadını seçiverdi, Melek? İşte tam bu noktada kafalardaki soru işaretine yanıt olur belki diye, Melek’in ölümünden 13 gün önce defterinin son sayfasına yazdığı satırlara bakalım…

Haydi Allah’a ısmarladık

13 Kasım 1939. Bugün bayram. Böyle günlerde insanlara karşı kinim daha ziyade artıyor. Dünya’dan yavaş yavaş çekiliyorum artık. Buradakilerle arama bir yabancılık girdi, ben daha ziyade öbür tarafa ait oluyorum. Arkamda bırakacağım şeylerin hiçbiri bana ölümü korkunç gösterecek kadar mühim değil. Bütün bağlarımdan o kadar temiz sıyrıldım ki...

Sade anam! Bazen ona çok acıyorum. Beni bir parça daha karşısında görebilmek için çırpınıyor, didiniyor. Sanki Azrail’le yarışacakmış. İşte o kadına acıyorum. Buradakiler canımı çok yaktılar. Belki oradakiler daha insaflı çıkar. Hani ya nerede? Neredesin insaniyetin adil davulu?  Biraz da benim kapımda çalsana. Sesini biraz da ben duyayım. Ama dur, senden intikamı iyi alacağım. Öldükten sonra da benimle uğraşamazsın ya. Orada maddiyet yok, hakikat var. Kalp yok, ruh var. Orada ben hâkimim. Biz... Biz ölüler... Etsiz kemikler. Orada da benimle uğraşmayacaksın ya. Sen dünya denen o iğneli fıçıda yaşamaya mahkûmsun. O iğneli fıçıda ki benim kilolarla kanımı emdiler. Haydi, Allah’a ısmarladık, görüşürüz.

Çocukluk Yılları

Melek Kobra ünlü besteci operet kralı Muhlis Sabahattin ve annesi Seniye Hanım’ın kızları.  Dönemin ünlü kadın bestecilerinden Neveser Kökdeş’in yeğeni, Türkiye ve dünya güzeli Keriman Halis’in kuzeni ve dublaj kralı olarak bilinen seslendirme sanatçısı Ferdi Tayfur’un eşi. Ama hepsinden öte,  bu dünyaya yalnız gelip, en nihayetinde yalnız başına göçen niceleri gibi o sadece Melek Kobra…

Eril sistemin eril tarih yazını pek sevmez, yaşadığı dönemde bin bir türlü zorluğa rağmen başarı göstererek tarihe adını yazdırmış kadınları gelecek nesillerle buluşturmayı. İşte Melek de onlardan biri.

Yıllar önce Sultanahmet’te dolaşırken, sahaflardan birinin önünde eski bir valizin içinde 25 kuruş gibi sembolik bir fiyata, tarihin çeşitli dönemlerinde yaşamış insanların siyah beyaz fotoğraflarının satıldığını görmüştüm. Sahafın önünde saatlerce durup tek tek o fotoğraflara dokunduğumu ve o insanların yaşamları üzerine düşündüğümü hatırlarım. Beni en çok inciteni ise hangi dönemde yaşanırsa yaşansın acısı bol olan insan yaşamının, hayatından karelerin sembolik fiyatlarla kah sepetlerde, kah valizlerde satılır olmasıydı. O an tüm paramı verip o bir dolu valiz fotoğrafı satın alırsam, sanki o insanların hayatlarını da kurtarmış gibi hissedecektim.

İşte, bu yüzden o kadar etkilendim,  fotoğrafçı Cengiz Kahraman’ın bir sahafın tezgâhında bulduğu günlük ve fotoğrafları Gökhan Akçura’ya getirmesi ve Akçura’nın da belgeleri taradıktan sonra Melek Kobra’yı bizlerle buluşturma hikâyesini duyunca.

Gökhan Akçura defterleri göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, yazar psikoterapist İskender Savaşır, şair araştırmacı Serkan Ada’ya incelettikten sonra 2006 yılında Melek Kobra/Hatıratım adıyla kitaplaştırır.

Melek’in Annesi Seniye Hanım, Süreyya Opereti’nin primadonnası ve Gülriz Sururi’nin annesi Suzan Lütfullah‘ın en yakın arkadaşıdır. Tıpkı kızı melek gibi günlük yazmaya meraklı olduğunu anlıyoruz aşağıdaki satırlarından. Fakat Seniye Hanım’ın günlükleri yayınlanmamıştır.

Temmuz 1918 tarihli sayfada şu not var: “Bu akşam Muhlis yine gelmedi. Artık aşkıma da kalbime de lanet ediyorum. Artık ayrı yaşamaya karar veriyorum. Yavrumu alıp ruhuma sükûnet vermek için bir yuvaya çekilip yalnız yaşayacağım. Ta ki, Muhlis nedamet edinceye kadar.”

Seniye Hanım çok âşıktır Muhlis Sabahattin’e. 7 Temmuz 1918 tarihinde Seniye Hanım şunları yazar günlüğüne. “Artık aşkıma da kalbime de lanet ediyorum.”  Sabahattin ise hesapsızca yaşayan aynı zamanda da kumar tutkunu olan biridir. “Bugün iki yüz yirmi liraya canım gibi sakladığım piyano satıldı. Muhlis’in uğruna o da gitti. Gece Muhlis gelmedi." Diye not düşer günlüğüne Seniye Hanım ve ardından da ayrılırlar. Evlilikleri 3-4 yıl içinde biter. Tokatlıyan Oteli’nde kalan Muhlis Sabahattin ara sıra eve birkaç kuruş para yollar. Kızı da bazı cumartesileri babasının yanına gider ve yılları böyle geçer Melek’in.

15 yaşındayken Cumhuriyet Gazetesi’nin güzellik yarışmasına katılır Melek ve 13ncü seçilir.  Melek’in nefes kesici bir güzelliği olduğu anlatılır, zaten resimlerinden de bellidir. Ama en çok da ellerinin güzelliğinden bahsedilir.  Türk tiyatro dünyasının önemli isimlerinden Behzat Butak, Melek’in ölümü üzerine Alman Hastanesi’ne gider. Birçok tiyatro ünlüsüne yaptığı gibi onun da yüzünün maskını alacaktır. Ancak Melek ellerinin güzelliği ile ünlüdür. Yüzünün ve ellerinin maskını alır. Ancak, Behzat Butak’ın yaptığı tüm masklardan sadece 2 tanesi dışında diğerleri günümüze ulaşmamıştır.

Melek’in Tiyatro Yaşamı

1931 yılında Muhlis Sabahattin’in Çocukları topluluğuyla sahneye ilk kez adım atar Melek,  Samsun’da oynanan "Kısır Paşa", Trabzon’da oynanan "Asaletmeap" adlı oyunların kadrosundadır. Muhsin Ertuğrul’un yönettiği filmlerin müziklerini yapar Muhlis Sabahattin. Melek de bu filmlerde rol alır.  Melek’in oynadığı 1933 tarihli “ Söz Bir, Allah Bir” isimli filmin senaryosu ise Nazım Hikmet’e aittir.

Söz Bir Allah Bir filmi, Melek Kobra, İsmet Galip Arcan 

Büyük aşkı Adalet Cimcoz'un erkek kardeşi Ferdi Tayfur ile Milyon avcıları filminde tanışır. Kısa bir süre sonra evlendiği Ferdi ile birliktelikleri ise ancak üç yıl sürer. Melek de tıpkı annesinin babasına olduğu gibi çok âşıktır Ferdi Tayfur’a, hayatına dönem dönem farklı erkekler girse de kendisini terk eden Tayfur’u unutamamıştır.  Ferdi Tayfur dönemin en ünlü seslendirme sanatçılarındandır ayrıca, fakat aynı zamanda uyuşturucu bağımlısıdır ve Melek de birlikte oldukları dönemde uyuşturucuya bağımlı hale gelmiştir.

 Yalnızlık ve Ardından Gelen Hastane Günleri

Ahh kadınlar, hayatlarını mahveden erkeklere nasıl da sadakatle bağlı kalırlar ömürleri boyunca…

Yarabbi bugünlerde yalnız onu rüyamda görüyorum, düşünüyorum. Off! Onu unutmak kabil olmayacak mı acaba? Dün gece sabaha kadar onunla uğraştım. Hem gayet net olarak görüyorum sahi gibi. Dün bir hadise ile her zamanki gibi yine onu hatırlamaya mecbur oldum. Karşıda tarlada kol kola bir çift gidiyor. Onlara bakıyor, onu düşünüyorum. Ben de böyle onun yanında, onun koltuğunun altında olsam, ne iyi olurdu diyorum. Onu bazen o kadar istiyorum ki, bu arzumun şiddetini tarife imkan bulamıyorum. Mesela bugün öyle günlerden biri. Sabah kalktım, uyudum. Başımı yastıktan, vücudumu yataktan çıkarmak istemiyorum. Bakalım akşamüstü bu halim geçecek mi? Onu seviyorum hala. Bu muhakkak. (15 Temmuz 1938)

Önce uyuşturucuya bağımlılık, ardından Ferdi Tayfur’un Melek’i terk etmesi ve en kötüsü  Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Kral Lear oyununda sahnede ağzından kan gelmesi ve ardından konulan Tüberküloz teşhisiyle birlikte çok sevdiği sahnelerden ayrı kalması…

Sonrası zaten afan tufan. Parasızlık, yalnızlık ve hastane yılları.

26 Kasım 1939’da Cerrahpaşa’da bir hastane odasında hayata gözlerini yumar Melek Kobra.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Özgürlüğe Pedallayın Kadınlar!
    Sufrajetlerin önemli ismi Susan Anthony: “Bisikleti yönetmeyi başaran bir kadın, hayatı da yönetmeyi başaracaktır” sözü ile kadınların bisiklet mücadelelerine verdiği destek ile güç katmış ve  “Dünyadaki kadınların eşit haklara ulaşması…
  2. Kadın Katillerini Yetiştiren Kim?
    Her gün en az 3 kadının öldürüldüğü, kadın katillerinin korunduğu, kadınların yaşam haklarını savunmak için kuş misali çırpındıkları bir ülkede yukarıdaki sözleri söyleyenin bir kadın olmamasını çok isterdim ama gene…
  3. Kadınların Sahnesi Yeni Başlıyor
    Son zamanlarda tüm dünya kadınlarını da içine alarak belki, ama en çok da kendi ülkemin kadınlarını düşününce görüyorum ki, hep kanlı oyunların başrolünü oynamak biz kadınlara düşüyor. Ve maalesef ki,…
  4. Makbul Analık Sorgusu
    Makbul Analık Sorgusu
    9 Şubat 2021
    Aile yapısının sağlamlığının göstergesi, AKP hükümetinin 2012-2019 yılları arasında %1400 artış göstermiş olan kadın cinayetleri midir? Evlenme oranları azalırken, boşanma sayılarının her geçen gün hızla artış göstermesi midir? Yoksa, aile…
  5. Bir Sonra Katledilecek Kadın Ya Sen İsen?
    Evet, bir sonrakinin sen olma olasılığı çok yüksek, senin olası katilinin de bir kravat, iki pişmanlıkla davasının en kısa sürede kapanması da çok olası. Velev ki, katledilen sen olmasan dahi,…
  6. Taciziniz Batsın
    Taciziniz Batsın
    12 Aralık 2020
    Kadınlar katlediliyor, “acaba ne yaptı da adam onu öldürdü?” diyorlar, kadınlar taciz ediliyorlar, tacizcileri“e sen de böyle elbise giymeseydin“ diyor, kadınlar tacizcilerini açıklıyor. Tacizciler çıkıp özür diliyor, ''e adam özür…
  7. Bazı Kelebekler Ölümsüzdür; Mirabel Kardeşler
    1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda Mirabel Kardeşlerin katledildiği gün olan 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü olarak kabul edilir. Mirabel kardeşlerin hikâyesi çok kişi tarafından biliniyordur…
  8. Tarla Kuşu
    Tarla Kuşu
    22 Kasım 2020
    Bazıları için bu kadar zor olmasa keşke hayat. Yakılarak, satırlanarak, betona gömülerek, makasla boğazı delinerek, pompalı tüfekle, bıçakla ve bilumum aletlerle katledilerek yaşamları ellerinden alınan ve bugün sadece kadın cinayetleri…
  9. Madımak ve insanlığı yakan zihniyet
    Kurduğunuz sistemlere yakıt olması adına yaktığınız ateşlerle katlettiğiniz canların yaşanmamışlıklarında nefes aldığınız her an, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasıdır. Yanık et kokusu burnunuzdan hiç eksik olmasın, lakin yanan insan tarafınızdır...…
  10. Kadınlar ve bekçiler
    Kadınlar ve bekçiler
    7 Haziran 2020
    Tüm toplumu tehdit eden bu oluşum, bilhassa kadınlar açısından çok tehlikeli sonuçlara varabilecek bir kurum haline gelecektir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemeyen hiçbir uygulama kadınların yararına olmayacaktır. Kentlerin cinsiyetleri vardır ve…
  11. Kesişen Hayatlarımız
    Kesişen Hayatlarımız
    5 Haziran 2020
    Bugünden geçmişe bakınca ne denli acıyor içim bir kadın olarak; Antik Yunan’da vatandaş sayılmayan kadınlar, Roma’da kuluçka makinasından başka işlevi olmayan, yasal işlemleri için vasi tayin edilen kadınlar. Ortaçağ’da  acımasızca…
  12. Zordur ülkemde işçi kadın olmak
    Siz hiç yangından kurtulmak için 8. Kattan atlayan  kadınların yere çarpan  bedenlerinin sesini duydunuz mu? Siz hiç parmağınızı kaptırmamak için makineden elinizi çektiğinizde ücret kesintisine uğradınız mı? Siz hiç, kibrit…
  13. Covid-19 bahanesiyle ötekileştirilen kadınlar
    Hangi birini konuşalım, evde şiddete maruz kalınca darp raporu almak için  “ya virüs bulaşırsa” korkusuyla doktora gidemeyen kadınları mı, yoksa  annesine şiddet uygulayan babasını, ”ya virüs bulaşırsa” korkusuyla  vicdanen şikayet…
  14. 8 Mart’ın Ardından: Tarih Yazıp Figüran Olmayan Kadınlar
    Birleşik Metal İş Sendikası Kadın Komisyonu'nun 8 Mart feminist gece yürüyüşünün hükümet yetkilileri tarafından engellenmesinin hemen ardından tutum belgesinin açıklaması ve sendika kadın komisyonunun “kadın dayanışması yaşatır, yanınızdayız” pankartı, kadın…
  15. 'Yeter Artık, Kapat Çeneni'
    Kapatıyor gözlerimi ve tüm dünya kadınlarını düşünüyorum.. Sayılar uçuşuyor zihnimde, 407, 440, 474… Cansız bedenleri ile gazetelere manşet olan, kâh sokak ortasında satırla doğranan, kâh saatlerce işkence görüp, vücudu parçalara ayrılan,…
  16. Şiddetin Gölgesinde Dans eden Kadınlar
    Bugün sistemin kapısına gidip “ beni kurtarın” diye yalvaran Ayşe Tuba Arslan, tam 23 kez şikayet dilekçesi veriyorsa bu sisteme ve akabinde sokak ortasında satırla doğranarak öldürülüyorsa sistem çoktan erozyona…
  17. Kadınlar: Ateş hattında Varolmak..
    25 Kasım’da Taksim Meydanında Olmak Neden Bu Kadar Önemli?-- Eril sistem gerek medya, gerek kolluk kuvvetleri, gerek eğitim sistemi ve gerekse üzerinde istediği gibi oynadığı yasalarıyla ülkedeki tüm kadınlara topyekûn savaş…
  18. Tüm çocuklar için biraz umut ve Rabia Naz için de Adalet.
    Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıydı. 23 Nisan, neşe doluyor insan diye başlamak isterdim ama sokaklarda ayakkabı boyayan küçücük çocukların boyalı elleri geliyor aklıma, okul sıralarında olmaları gerekirken…
  19. Diren Sanat, Mutlu Yıllar Türkiye…
    Bu ülkede heykellere tecavüz girişiminde bulunuluyor mesela. Şaka değil bu. Türkiye’nin ilk balerini Meriç Sümen heykeline saldırıda bulunup tecavüz etmeye kalkmadılar mı? Hatırlarsınız, Bursa Cumhuriyet Caddesi’ndeki Kitap Okuyan Kız Heykeli “kızları…
  20. Mağduriyet soslu bir masal: Nafaka
    Siz bugün nafaka konusunda mağduriyetleri gidermek adına düzenleme yapacağız derseniz. O zaman hangi mağduriyet diye sormamız gerekir. Bu kadınlar neden boşanıyorlar bir kere ona bakmak lazım. Bir Varmış, bir yokmuş……
  21. Karma eğitim karmaşası
    Karma eğitim karmaşası
    15 Eylül 2018
    Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan…
  22. Adnan hoca basın özgürlüğüne bir darbe daha indirmenin kılıfı oldu
    Hükümet televizyon kanalları üzerinde kurduğu kuşatmayı internet üzerinden yapılacak olan yayınlara da uygulayacak. Halkın muhalif yayınlara ulaşması engellenecek. Bir zamanlar Altın Nesil yetiştirme çabaları vardı, şimdi de Bilal Erdoğan’ın deyimiyle ‘Erdoğan…
  23.  'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar
    Kadına yönelik şiddet ve cinsel istismarın artışında “Eyy” ve “Ulan”la başlayan cümlelerin yarattığı iklimin bir ilintisi olabilir mi? Her güne aklımızın sınırlarını zorlayan yeni bir haberle uyanıyoruz. Yürek kaldırmıyor artık. İki…

ANALİZ

ANALİZSon HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet Özgen

Son HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet ÖzgenHDP'nin 2014-2015 MYK'sı tutuklandı.. Saraydan talimat alan savcının gerekçesi Kobani protestolarına dayanıyor.…